Çelebi'nin dudaklarından düşmeyen şu büyük sözü, çâresiz bir kabulle kendi kendime tekrarlıyorum: Emeline karşı ecelin gülüyor, tedbîrine karşı takdîrin gülüyor.
Sâmiha Ayverdi
Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
24 Eyl 2017
20 Eyl 2017
Amor Fati !
Nietzsche der ki "Amor Fati !..Yani kaderini sev , belki seninki en iyisidir " Bunun meşhur bir hikayesi de vardır Yeri gelmişken paylaşayım
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.
Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!
Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…
ama sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.
Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!
Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…
ama sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
15 Eyl 2017
D.H. Lawrence
Wonderful Italian autumn, like a strange, inverted spring. The strange wild trees flowered in a ghostly way, forests of small sunflowers shone in the sun, the sky was a pure, pure blue, the floods of sunshine lay tempered on the land…
Olta balık için var, balığı yakaladıktan sonra oltayı unutabilirsin. Tuzak tavşan için var, tavşanı yakalarsan tuzağı unutabilirsin. Kelimeler mânâ için var, bir kez mânâyı tahsil ettikten sonra kelimeleri de unutabilirsin. Kelimeleri unutmuş ve bu sayede kendisiyle konuşabileceğim bir kişiyi nerede bulabilirim?'
Diyaloglar, Chuang Tzu
Diyaloglar, Chuang Tzu
Murathan Mungan
Masumlar ne anlatır yüzlerinde?
Cennet, neyi yitirdikten sonra aramaya başladığımız şeydir?
Cennet, neyi yitirdikten sonra aramaya başladığımız şeydir?
Orhan Kemal
-Hiç bitmeyecek mi senin bu okuman?
-Bitmeyecek, dedi.
-Hiç mi?
-Hiç.
-Niyetin kâtip olmak mı yani?
-Hayır.
-Ya?
-İnsan olmak.
-Bitmeyecek, dedi.
-Hiç mi?
-Hiç.
-Niyetin kâtip olmak mı yani?
-Hayır.
-Ya?
-İnsan olmak.
14 Eyl 2017
Lev Tolstoy
Niçin yaşadığımı öğrenmek istiyordum. Bu amaçla da, kendimin dışında kalan her şeyi araştırdım. Açıkça çok şey öğrendim; ama ihtiyacım olan şeyleri değil.
7 Eyl 2017
26 Ağu 2017
24 Ağu 2017
Ingmar Bergman
Hiç olgunlaşamadım. Yüzüm ve vücudum yaşlandı, anılar ve tecrübeler edindim. Ama içimde henüz doğmamıştım bile.
Film: The 9th Life of Louis Drax
Director: Alexandre Aja
2016
Stars: Jamie Dornan, Aiden Longworth, Sarah Gadon


13 Ağu 2017
26 Tem 2017
Anton Çehov
"Evet efendim. Evlenmek için vakit hiçbir zaman geç değildir. Ben kırk sekiz yaşında evlendim. Geç kaldığımı söylüyorlardı, ama sonra anlaşıldı gerçek: Ne geç kalmıştım, ne de acele etmiştim. Hiç evlenmemem gerekirmiş.."
25 Tem 2017
4 Tem 2017
1 Tem 2017
19 Haz 2017
18 Haz 2017
Lale Müldür
İnsanlara dayanmak gerekiyor. İnsanlara dayanmak; kişinin yüreğinde açık bir ev saklaması, bu güzel bir şey ama çok fazla bir şey de değil. ‘Soylu misafirperverliğe yetenekli öyle yürekler var ki’ diyor Nietzsche, 'pencereleri ve panjurları hep kapalıdır; en iyi odaları boş tutarlar.’ Niye öyle yaparlar ? Çünkü 'dayanmak’ zorunda kalmayacakları misafirleri beklerler.
3 Haz 2017
Hasan Ali Toptaş
Bir bildiğin varsa şimdi söyle derim ben. Çünkü sabaha geç kalabilirsin. Şunu da unutma ki, yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.
Henry Miller
Now people are books to me. I read them from cover to cover and toss them aside. I devour them, one after the other. And the more I read, the more insatiable I become. There is no limit to it.
“Çok şeyler biliyorlar Olric, çok farklı şeyler biliyorlar. Kimi, pencerenin yanında oturmayı akıl ediyor, kimi ön tarafta yerim olsun diye diretiyor. Kimden ne zaman öğrendiler bu kadar bilgiyi? Bazısı sigara içiyor: öyle olur olmaz bir marka değil, kendi istediği sigaradan içiyor. Bazıları da, yol uzundur diye, bir sürü gazete, dergi alıyor otobüse binmeden önce. Gazete satanlar biliyorlar onların ne çeşit dergileri istediklerini; hemen koltuklarının altındaki yığından, kılıç çeker gibi çıkarıveriyorlar. Sen o dergilerin daha adını bile duymamışsın; şöyle ikiye katlayıp uzatıyorlar bir anda. Zehirlenmeden sigara içmek için ağızlıklar, saymak için tespihler satıyorlar; çakmağını dolduruyorlar, içine taş koyuyorlar. İhtiyaç sahipleri ve onlara ihtiyaçlarını temin için didinenler. Bu işler ne kadar uzak geliyor bize. Aralarındaki gizli bağı göremiyoruz. Sen tam, bu adam elindeki eşyayı kime satar, diye düşünmeye başlarken birden başka bir adam, beklenmedik bir adam elini kaldırıyor, ver bakalım bir tane, diyor. Yağmurlu havalarda ayakkabı boyacıları vapura binmiyor; herkes işini biliyor bizden başka. Ben bütün insanlara hayranım Olric. Bütün satıcılar, biletçi yanlarından geçerken nasıl gülümsemek gerektiğini ve arkasından nasıl küfredileceğini biliyorlar. Biletçi de işini biliyor: atarım sandığınızı denize bir daha görürsem, diyor. Nasılsın arkadaş, bir sigara ister misin? demiyor mesela. Benim yanımdan geçerken de saygılı bir tavır takınıyor. İçlerinden bir tanesi bile görevini şaşırsa, kim bilir ne karışıklık çıkar. Vapur altüst olur. Hepimiz denize dökülürüz. Oysa hepimiz her şeyi çok iyi biliyoruz. Bizi artık kimse tutamaz Olric. ..."
Oğuz Atay
30 May 2017
8
Gök yarılmış ve o gün bitkin bir hale gelmiştir. Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir. (el-Hâkka, 69/16,17).
And the heaven will split [open], for that Day it is infirm. And the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them].
And the heaven will split [open], for that Day it is infirm. And the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them].
26 May 2017
Hiçbir şeye sesini çıkarmazdı, ama içinde, sesini çıkarmadığı şeylerin sesi birikirdi. Bir ses kumbarası gibi tıka basa dolardı içi: Söyleyemediği, üzüldüğü, yokluğunu hissettiği, anlayamadığı, yüzleşemediği, kızdığı, alındığı, göstermediği gözyaşlarının sesiyle. Bütün sesler, kim bilir nasıl bir infilakla metal, parlak gülleler olarak ortalığa saçılacakları günü dipte, haince göz kırparak,sinsice beklerdi.
Filiz Özdem
Filiz Özdem
6 May 2017
3 May 2017
Tarkovsky
Dünya üzerindeki ülkeleri gezmek sadece sembolik bir yolculuktur. Nereye giderseniz gidin, hala kendi ruhunuzu arıyorsunuzdur.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Rıhtımda uyuyan gemi,Hatırladın mı engini?
Gidip de gelmeyenleri,
Beyhude bekleyenleri?..
Gidip de gelmeyenleri,
Beyhude bekleyenleri?..
Faust
Heyhat, yanmaz kanatlarım olsun, hep güneşi takip edeyim ve karanlığı hiç yaşamayayım. Bunu ne çok istiyorum! Fakat ruhun kanatları nerede satılır bilmiyorum…
Goethe
Goethe
Hasan Ali Toptaş
Büyük ihtiyaçların küçüldüğü, küçük ihtiyaçların büyüdüğü döneme yaşlılık diyorlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































