
Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
26 Tem 2017
Anton Çehov
"Evet efendim. Evlenmek için vakit hiçbir zaman geç değildir. Ben kırk sekiz yaşında evlendim. Geç kaldığımı söylüyorlardı, ama sonra anlaşıldı gerçek: Ne geç kalmıştım, ne de acele etmiştim. Hiç evlenmemem gerekirmiş.."
25 Tem 2017
4 Tem 2017
1 Tem 2017
19 Haz 2017
18 Haz 2017
Lale Müldür
İnsanlara dayanmak gerekiyor. İnsanlara dayanmak; kişinin yüreğinde açık bir ev saklaması, bu güzel bir şey ama çok fazla bir şey de değil. ‘Soylu misafirperverliğe yetenekli öyle yürekler var ki’ diyor Nietzsche, 'pencereleri ve panjurları hep kapalıdır; en iyi odaları boş tutarlar.’ Niye öyle yaparlar ? Çünkü 'dayanmak’ zorunda kalmayacakları misafirleri beklerler.
3 Haz 2017
Hasan Ali Toptaş
Bir bildiğin varsa şimdi söyle derim ben. Çünkü sabaha geç kalabilirsin. Şunu da unutma ki, yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.
Henry Miller
Now people are books to me. I read them from cover to cover and toss them aside. I devour them, one after the other. And the more I read, the more insatiable I become. There is no limit to it.
“Çok şeyler biliyorlar Olric, çok farklı şeyler biliyorlar. Kimi, pencerenin yanında oturmayı akıl ediyor, kimi ön tarafta yerim olsun diye diretiyor. Kimden ne zaman öğrendiler bu kadar bilgiyi? Bazısı sigara içiyor: öyle olur olmaz bir marka değil, kendi istediği sigaradan içiyor. Bazıları da, yol uzundur diye, bir sürü gazete, dergi alıyor otobüse binmeden önce. Gazete satanlar biliyorlar onların ne çeşit dergileri istediklerini; hemen koltuklarının altındaki yığından, kılıç çeker gibi çıkarıveriyorlar. Sen o dergilerin daha adını bile duymamışsın; şöyle ikiye katlayıp uzatıyorlar bir anda. Zehirlenmeden sigara içmek için ağızlıklar, saymak için tespihler satıyorlar; çakmağını dolduruyorlar, içine taş koyuyorlar. İhtiyaç sahipleri ve onlara ihtiyaçlarını temin için didinenler. Bu işler ne kadar uzak geliyor bize. Aralarındaki gizli bağı göremiyoruz. Sen tam, bu adam elindeki eşyayı kime satar, diye düşünmeye başlarken birden başka bir adam, beklenmedik bir adam elini kaldırıyor, ver bakalım bir tane, diyor. Yağmurlu havalarda ayakkabı boyacıları vapura binmiyor; herkes işini biliyor bizden başka. Ben bütün insanlara hayranım Olric. Bütün satıcılar, biletçi yanlarından geçerken nasıl gülümsemek gerektiğini ve arkasından nasıl küfredileceğini biliyorlar. Biletçi de işini biliyor: atarım sandığınızı denize bir daha görürsem, diyor. Nasılsın arkadaş, bir sigara ister misin? demiyor mesela. Benim yanımdan geçerken de saygılı bir tavır takınıyor. İçlerinden bir tanesi bile görevini şaşırsa, kim bilir ne karışıklık çıkar. Vapur altüst olur. Hepimiz denize dökülürüz. Oysa hepimiz her şeyi çok iyi biliyoruz. Bizi artık kimse tutamaz Olric. ..."
Oğuz Atay
30 May 2017
8
Gök yarılmış ve o gün bitkin bir hale gelmiştir. Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir. (el-Hâkka, 69/16,17).
And the heaven will split [open], for that Day it is infirm. And the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them].
And the heaven will split [open], for that Day it is infirm. And the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them].
26 May 2017
Hiçbir şeye sesini çıkarmazdı, ama içinde, sesini çıkarmadığı şeylerin sesi birikirdi. Bir ses kumbarası gibi tıka basa dolardı içi: Söyleyemediği, üzüldüğü, yokluğunu hissettiği, anlayamadığı, yüzleşemediği, kızdığı, alındığı, göstermediği gözyaşlarının sesiyle. Bütün sesler, kim bilir nasıl bir infilakla metal, parlak gülleler olarak ortalığa saçılacakları günü dipte, haince göz kırparak,sinsice beklerdi.
Filiz Özdem
Filiz Özdem
6 May 2017
3 May 2017
Tarkovsky
Dünya üzerindeki ülkeleri gezmek sadece sembolik bir yolculuktur. Nereye giderseniz gidin, hala kendi ruhunuzu arıyorsunuzdur.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Rıhtımda uyuyan gemi,Hatırladın mı engini?
Gidip de gelmeyenleri,
Beyhude bekleyenleri?..
Gidip de gelmeyenleri,
Beyhude bekleyenleri?..
Faust
Heyhat, yanmaz kanatlarım olsun, hep güneşi takip edeyim ve karanlığı hiç yaşamayayım. Bunu ne çok istiyorum! Fakat ruhun kanatları nerede satılır bilmiyorum…
Goethe
Goethe
Hasan Ali Toptaş
Büyük ihtiyaçların küçüldüğü, küçük ihtiyaçların büyüdüğü döneme yaşlılık diyorlar.
28 Nis 2017
26 Nis 2017
25 Nis 2017
Yediremez insan kendine. Hele bir kere yalnız ve özgür yürümenin ne tuhaf bir şahanelikte olduğunu öğrenmişse... Bu yalnızlık şahane olmadığı zaman bile artık beceremez yalvarmayı kimseye. Gönlünü eğemez insan, boynunu düşüremez, ellerini bükemez. Eğilip bükülemeyen kırılır. Kırılan dökülür. Dökülen suya karışır. Sokaklarda biriken yağmur suyuna. Belki bu yüzden, suya karışıp silikleştiği için yüzü, artık yalnız yürüyenin adını kimse söylemez. Saçak altı insanları kaybedenleri sevmez.
22 Nis 2017
Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söylediği ve mazur bulunduğu Ene’l-Hak cümlesi yüzünden idama mahkûm edilir. Onu asılacağı meydana getirdiklerinde etrafta mahşerî bir kalabalık vardır. Hallac-ı Mansur darağacını görünce güler ve kalabalık arasında gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rek’at namaz kılar. Ardından şöyle duâ eder: “Allahım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”
Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”
Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”
21 Nis 2017
20 Nis 2017
Erden Cantürk

Fotoğraftaki isim Milas'ın Çomakdağ köyünden 1911 doğumlu Merve Akdemir. Bu fotoğraf, sahibi Erden Cantürk 'e National Geographic ödülünü kazandırdı.
Stephen King
Bana tek başına bir kadın veya erkek göster, sana bir aziz göstereyim. Sayıları ikiyi bulursa, âşık olurlar. Üç olursa, “topluluk” adını verdiğimiz şirin oluşum meydana gelir. Dört kişi olurlarsa bir piramit inşa ederler. Sayıları beş olursa biri dışlanır. Altı kişi olduklarında önyargıyı tekrar icat ederler. Yedi kişi olurlarsa yedi yılda savaşı tekrar icat ederler, insan. Tanrı’nın yeryüzündeki yansıması olabilir, ama insan toplumu, şeytanın yansımasıdır ve daima eve dönmeye çalışır.
19 Nis 2017
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































