27 Ağu 2013

Benim için yaşam yirmi yaşındayken bitti. Sonraki yaşamım uzatmalardan başka bir şey değildi. Loş karanlık, kıvrım kıvrım, hiçbir yere ulaşmayan bir koridor gibiydi. Fakat yaşamak zorundaydım. Her gelen günü tüm sahteliğiyle kabullenip yaşadım yalnızca. O günlerde birçok hata yaptım. Hayır, daha doğrusunu söylemek gerekirse, hatalardan başka bir şey yapmadım. Bir dönem, tek başıma kendi iç dünyama kapandım. Derin bir kuyunun dibinde tek başına yaşamak gibi bir şeydi. Dışarıdaki her şeyden nefret ettim, her şeyi lanetledim. Bir dönem de dışarı çıkıp yaşarmış taklidi yaptım. Her şeyi kabullenip duygusuzca yaşadım. Fakat tümü anlamsız şeylerdi. Hepsi göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti, arkalarında hiçbir şey bırakmadan. İçimdeki suçluluk duygusu ve açılan yaralardan başka.

Haruki Murakami - Sahilde Kafka

20 Ağu 2013

My Faith:  Complete trust or confidence in someone or something

Seyahatname: Akçakoca- Ceneviz Kalesi Plajı

1204 yılında 4. Haçlı orduları İstanbul’a yerleşmişler, Latin İmparatorluğunu kurarak hüküm sürmüşlerdir. Cenevizliler Karadeniz kıyılarında yerleşerek daha önceleri kurulmuş olan Diapolis, Herakliea, Amesus şehirlerinde ticaret ve deniz siteleri kurarak mevcut kaleleri onarmışlardır. Akçakoca’daki kale Ceneviz Kalesi olarak anılıyorsa da burası çok önce Yunan göçmenleri tarafından kurulan Diapolis şehrine aittir.1261 yılında Bizanslılar Latin hakimiyetine son vererek tekrar egemenliklerini ilan etmişlerdir..

6 Ağu 2013

Tanımışsınızdır. Evlerini sıcak bir yuva kılmamak için neredeyse özel çaba gösterenler vardır.
Ne dışarısını severler, ne içerisini. Yakından bakınca anlarsınız;
yeryüzünde gurbette olduklarının derin bilinciyle ağır yaralanmışlardır. Kavgaları evle barkla değil, yaşamakladır!

Haşmet Babaoğlu
Kamran Olsam by BRENNA MACCRIMMON on Grooveshark
Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
Bir yığın insan tanıdım.
Ama hep yalnızdım.

Didem Madak

5 Ağu 2013

Beynine Format At

Tüm öğrendiklerimizden hangilerinin “bizim” için, hangilerinin “mevcut düzenin devamı”nı sağlamak için öğretildiğini sorgulamak ve farkı bilmek…

Ve aslında sorgulamamamız istenen tüm öğretilerin, bizim için değil “düzenin devam etmesi” için öğretildiğini anlamak…

M.Barış Muslu

3 Ağu 2013

Seyahatname; Kasımiye Medresesi,Mardin

1469
Akkoyunlu hükümdarı Cihangirin oğlu Sultan Kasım tarafından tamamlanmıştır. Kasım Sultan halk tarafından sevilen, merhametli ve adil bir sultanmış. Onun halk tarafından bu kadar çok sevilmesini bir efsaneye göre amcası, diğerine göre ağabeyi çok kıskanır. Amca olan Uzun Hasan, yeğeninin kendisini öldüreceğinden korkarak Kasım Sultanı öldürür. Kız kardeşi Sultan Hanım ağıt yakar, feryat eder, ağlar, başındaki tülbenti kardeşine sarılıp ağladıkça kana bulanır.Sultan Hanım ağlarken başından çıkardığı tülbentini salladıkça, medresenin duvarları kan olur. Kız kardeş ağlarken dünya durdukça bu kan lekelerinin bu duvarlarda kalması ve insanlığa ibret olması için Allah'a yalvarır. Bu kan lekeleri hala medresenin duvarlarında dururmuş, yıkama ile de çıkmazmış.

Yine rivayetlere göre medresenin avlusundaki havuzda akan su tasavvufi bir betimlemeyi saklıyor. Suyun akışı ile doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve sonrası simgelenmiştir. Çeşmeden çıkan su doğumu, döküldüğü yer gençliği, ince uzun oluk olgunluğu , suyun akış hızı yaşlılıkta zamanın ne kadar çabuk geçtiğini, akış şekli ise insanın hayatı boyunca kazandığı deneyimleri özünde sindirmesini simgeler, suların bir havuzda toplanması ölümü temsil eder. Suyun döküldüğü havuz mahşer yeridir. Herkes oraya gider. Havuzun alt kısmında ve üst kısmında birer çıkış olur su için. Üstten çıkan su cennete gidenleri, alttan çıkan su cehenneme gidenleri simgeler, ama ne olursa olsun akan her suyun Mezopotamya ovasına ulaştığı ve orada bir bitkiye can verdiği düşüncesi ile ölen her canlının da bir şekilde ovada can bulacağına inanılmıştır.

Kasımıye Medresesi'nde iklimlendirme, görsel vb mimari amaçlarla kullanılmasının yanında eğitim amaçlı da kullanılmıştır. Astronomi dersleri akşam havuz etrafında toplanılarak ve gökyüzünün su üzerindeki yansımasından faydalanılarak yapılmıştır. Kasımiye medresesi değişik bir mimari ile tasarlanmıştır,  gün doğduktan sonra güneş batana kadar cephe önemli olmaksızın tüm derslikler güneş ışığından faydalanabilir. Dersliklerin kapı yüksekliği bir metreden biraz fazladır. Bu yükseklik özellikle tercih edilmiştir, öğrenci hocasının huzuruna girerken başını eğsin, hürmette kusur etmesin diye. 

Emrah Serbes

İnsan en az üç kişidir. Kendisi, olmak istediği kişi ve aradaki farkta yaşayan üçüncü. En sahicisi de bu üçüncüdür. Olmak istediğin kişiden kendini çıkardığında, aradaki farkta yaşayan kişidir en çok sana benzeyen. Ne kendin kadar huzursuz, ne de olmak istediğin kişi kadar hayalidir O.

Ve o zaman anlarsın hayatının uzun zamandır neden başka birinin hikâyesiymiş gibi gözükmeye başladığını. Sokak lambalarının ölgün ışıkları karanlık odalara vurduğunda, duvar saatinin tik taklarından başka ses yokken yanında, sanki bir tek sana açıklanmayan bir sır varmış gibi beklerken anlarsın aslında boşa beklediğini. Tünelde sana yol gösterecek rehberin, karanlıktan başka bir şey olmadığını anlarsın. Çekip gitmek isterken görünmez bir elin seni nasıl durdurduğunu anlarsın.

Kırk yaşında ama altmış gösteren adamlara daha dikkatli bakarsın o zaman. Kahvelerin dışarıyı göstermeyen isli camlarına. Berduşlara ve kör kedilere bakarsın. Gözbebekleri kaymış esrarkeşlere. Suyun üstüne çıkmış ölü balıklara. Havada asılı gibi duran yırtıcı kuşlara daha dikkatli bakarsın.

Çabalarının sonuç vermediğini gören umutsuz insanların bakışlarıyla ancak o zaman buluşur bakışların. Bir yağmur çaktırmadan dindiğinde. Bir gün çenesi ağzının içine kaçmış dişsiz ihtiyarlardan birinin de sen olabileceğini bilirsin artık. Bir gece ansızın, yapayalnız ölmekten korkarken, cesedimi komşular mı bulacak yoksa sayım memurlarımı diye düşünürken hissedersin göğüs kafesinde her gün biraz daha büyüyen, kimsenin kapatamayacağı o boşluğu. Bir kokuya sarılma isteğini. Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp dolaştırmadan anlatmanın imkansızlığını. Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın.

Gözyaşların kurumadan gülmeye başlarsın o zaman. Çünkü bilirsin ki seni artık kimse kandıramaz kolay kolay. Mutsuz insanları kandırmak zordur çünkü. Hayata her zaman kuşkulu gözlerle bakan, mutsuz insanları kandırmak, herkes bilir bunu, çok ayıptır çünkü.


Düşler Ülkesinin Gelgit Akıllısı by irem derici  on Grooveshark

2 Ağu 2013

Aldous Huxley

Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.

Í nýju húsi by Ólöf Arnalds on Grooveshark

30 Tem 2013

Çok ama çok fazla konuşuyoruz..Daha az konuşup daha çok çizmeliyiz..Kişisel olarak konuşmayı tamamen reddetmeyi ve tıpkı organik doğanın yaptığı gibi söyleyeceğim her şeyi çizimlerle ifade etmeyi isterdim..Şu incir ağacı, şu küçük yılan, pencere pervazımdaki sessizce geleceğini bekleyen koza, bunların hepsi önemli işaretlerdir..Bunların anlamlarını doğru olarak çözmeyi başarabilen bir insan kısa süre sonra yazılı veya sözlü kelamdan tamamen vazgeçebilecek duruma gelecektir..Üzerine düşündükçe, konuşmada öylesine boş, bayağı ve hatta züppece bir şey buluyorum; sanki insan doğanın ciddiyeti ve suskunluğu karşısında, yalnız bir kayanın karşısında veya yaşlı tepelerin ıssızlığı içinde hissettiği türden bir dehşet yaşamaktadır..

Goethe

Acımak

Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir. Şimdi anlıyorum ki değilmiş.Yollar görünmez kayalarla doluymuş.Onlara çarpmamak lazımmış.Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş..
Tâ ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar.

Reşat Nuri Güntekin

Harry Clarke, MS. Found in a Bottle

libellvs:

Harry Clarke, Manuscript Found in a Bottle
"Dev dalgalar tıpkı derinlerdeki canavarlar gibi üzerimize geliyorlardı." 

‘Şişedeki El Yazması’ 1833 te Edgar Allan Poe tarafından yazılmış kısa bir hikayedir. Bilinmeyen bir anlatıcı denizde korkutucu olaylar yaşar ,ölüme yaklaştıkça maceralarını yazıp bir şişeye koyar ve denize bırakır.


İnsanın birini sevebilmesi için onu kendi kafasında biraz büyütmesi gerekir.

Mandarinler, Simone de Beauvoir
Ben fazla yemesem diyorum baylar yani
Bu kadar hınç bana fazla..

Didem Madak

Şibumi

Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki veya yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacak.

Trevanian
Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz ama daha derine inin, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz.

Friedrich Nietzsche
Çok sigara içiyor. Bırakamadı bir türlü. Ölümle ilgili hiçbir şeyi ciddiye almadığı için diyorlar ama değil. Aslında sadece ellerini nereye koyacağını bilmiyor…

Ece Temelkuran

25 Tem 2013

Nammos Beach Club, Bali
Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
Fakat korkuyorum.

Didem Madak
İnsan, yiyeceği vakte kadar avıyla dostane ilişkiler sürdürebilen tek hayvandır.

Samuel Butler

24 Tem 2013

Yaşamın en büyük gizlerinden biri budur. Bugün çok kişi, insanı için için kemiren bir mantık yüzünden ölüyor. İnsan, pişmanlık duymadığı tek şeyin yaptığı yanlışlıklar olduğunu en sonunda  anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor.

Oscar Wilde

19 Tem 2013

Bulamadığım, bulamayacağım bir şeyi daima arıyor gibiyim. Nedir beni mesut edecek, ne gibi bir şeydir, onu da bilmiyorum.

Leyla Erbil

George Inness(1825 - 1894)

Evening landscape, George Inness. American Landscape Painter (1825 - 1894)

18 Tem 2013

Ne istersen yapabilirim gibi geliyor bana, çünkü istediğim hiçbir şey yok artık.

George Bernard Shaw

9 Tem 2013

Ayasofya'nın Melekleri;Serafim

Bugün İstanbul’daki Ayasofya’nın kubbesinin kuzeydoğu köşesinden aşağı gizemli bir ifadeyle bakan ‘Seraf’ın yüzü, 150 yılı aşkın bir süredir gizliydi. Bir zamanlar onlardan, her bir köşede, dört tane vardı. Bu altı kanatlı ‘Serafim’in (‘Seraf’ın çoğul hali) görevi, Allah’ın tahtını çevrelemek ve O’nu sürekli övmekti. İbranice kutsal yazılardaki İşaya kitabında, peygamber göklerle ilgili bir rüya görür: “Rabbi, yüce ve yüksek bir taht üzerinde oturmakta gördüm ve etekleri mabedi dolduruyordu. Kendisinden yukarıda Serafim duruyordu. Her birinin altı kanadı vardı. İkisiyle yüzünü örtüyor, ikisiyle ayaklarını örtüyordu ve ikisiyle uçuyordu. Ve her biri ötekini çağırıp, ‘Orduların Rabbi kutsaldır, kutsaldır, kutsaldır; bütün dünya onun izzetiyle dolu’ diyordu.

Patrikhane, melekle ilgili yapılan "Cennetin bekçisi; Tanrı'nın tahtını koruyan" değerlendirmelerinin doğru olmadığını vurgulamış ve "Serafim İbranice'den, yanmak anlamına gelen 'Saraf' kelimesinden gelmekte olup, bu melek Tanrının Habercisi olmakla vazifelendirilmiştir" açıklamasını yapmıştı.


Orta Çağ’a ait bir Rus hikâyesi vardır; buna göre 10’uncu yüzyılda Kiev Prensi Vladimir’i Müslüman Bulgar, Hıristiyan Alman ve yine Hıristiyan Bizans elçileri ziyaret ederler. Hepsi prensin kendi dinlerine geçmesini istemektedir. Vladimir bir türlü karar veremez, dolayısıyla her bir elçinin ülkesine, dinlerinin nasıl olduğunu öğrenmek için temsilcilerini gönderir. Döndüklerinde adamları ona şunları söyler: “Bulgarlar eğiliyor, oturuyor, içlerinde cin varmış gibi bir o yana bir bu yana bakıyorlar; aralarında mutluluk yok, sadece keder ve dayanması güç bir koku var. Sonra Almanların arasına karıştık ve tapınaklarında birçok tören düzenlediklerini gördük; fakat şan ve şeref göremedik. Sonra Konstantinopol’e gittik; Bizanslılar bizi Allahlarına taptıkları binaya götürdüler; göğe mi çıktık, yerde miyiz bilemedik.” Bahsettikleri bina Ayasofya’ydı; kubbenin altındaki Serafimin verdiği izlenim de budur.

Ayasofya’nın meleği 160 yıl sonra gün ışığında

8 Tem 2013

Cehennem'den parçalar; Dan Brown'ın İstanbul'u

"Mirsat en geniş kapıya doğru yürüdü: Bronz kaplı devasa bir giriş. Coşkuyla "İmparator Kapısı" diye fısıldadı. Bizans zamanında bu kapıyı sadece imparator kullanabiliyordu...... 
....Mirsat bakışlarını kapının üstündeki mozaiğe kaldırdı. Mozaikte Pantokrator İsa'nın resmi vardı: sağ eliyle kutsarken sol elinde Yeni Ahit' i tutan İsa'nın ikonik görüntüsü." s.486

Ayasofya’ya girdikten sonra koridor boyunca sağ tarafta bulunan 9 kapıdan kubbeli asıl bölüme geçilmektedir. O dönem hıristiyanlaştırılmaya çalışılan paganların koridorda tutularak bu kapılardan içeriye bakmalarının ve devasa yapı karşısında etkilenmelerinin sağlandığı söylenmektedir. Bu kapılardan ortadaki İmparator Kapısıdır ve İmparator sadece bu kapıdan giriş yapar. Kapının üzerinde Pentakrator İsa mozaiği bulunur. Mozaikte İsa’nın sol elinde tuttuğu kitabın üzerinde “Ben dünyanın nuruyum, barış sizinle olsun” yazarken,  içerideki  40 metre yükseklikteki kubbenin ortasında, Nur Suresinde ise  “Allah göklerin ve yerin ışığıdır. Size barışı getirecek olan Allah’ın kendisidir”yazıyor. 



"Deisis mozaiği, Pantokrator İsa tartışmasız binadaki en gizemli parçalardan biriydi." s.491 

Ayasofya’daki Deisis Mozaiği Rönesans etkileri taşımaktadır. Karşısında da Haçlı Seferinde İstanbul’a gelen Latin ordusu komutanı Enrico Dandolo’nun mezarı bulunmaktadır. 
Deisis mozaiği Doğu Roma resim sanatında Rönesansın başlangıcı kabul edilmektedir.  Kıyamet gününde insanlığın affedilmesi için Meryem ve Yahya’nın İsa’ya yakarmaları tasvir edilmektedir. Tasvirlerdeki canlılık dikkat çekicidir. 1264 yılında yapılan bu mozaikte yer alanın kim olduğu tartışma konusu. Yakın döneme kadar Hz.İsa olduğu söylenirken araştırmacı Solarion bunun Tyanalı (Kemerhisarlı)  Apollonius  olduğunu ileri sürdü ve kanıt olarak sağ kaşının üzerindeki 11 sayısını gösterdi, Pisagor tarikatına mensup Apolloniusda bu işaret vardı. Figürün Hz.İsa’ya benzetilmiş olması o dönem paganların zorla hıristiyanlaştırılmış olmalarına bağlanıyor. Mozaikteki Meryem figürü ellerini Hz.İsa’ya uzatmış vaziyette. Oysa Hıristiyan geleneğine göre ellerinde ya İncil ya da Hz.İsa olması gerekiyor. Bu yüzden figürün aslında Mecdelli Meryem olduğu iddia ediliyor.

Deisis


“Uçak bir sis tabakası arasından alçalırken Langdon’ın gözleri uzaktaki bir şehri tarayarak bulmaya geldikleri büyük yapıyı aradı. Enrico Dandolo’nun mezarının bulunduğu yer.” syf 468

Papa , Latin orduları komutanı Dandolo’ya İstanbul’u alma görevini vermiştir. Dandolo 90 lı yaşlarında ve kör ama açgözlü zakaya sahip bir adamdır. Bizans hükümdarı ise Dandolo’ya haber göndermiş ve İstanbul’u işgal ederse, İstanbul’un da kendisini öldüreceğini söylemiştir. Dandolo şehre girmiş ve dört günde savaşı kazanmış ama kısa süre sonra ölmüştür. Ayasofya’daki mezar orijinal değildir,  Ayasofya’daki bir tadilat sırasında İtalyan asıllı mimarların bu köşeye mezartaşını gizlice? yerleştirmiş olduğu ve kimsenin farketmediği iddia edilmektedir.

Dandolo'nun mezartaşı


Dandolo haçlılara nasihat ediyor- Gustave Dore 



Sonsuz gibi görünen sıralar halinde titizlikle dizilmiş yüzlerce kalın dorik sütun, sarnıcın kubbeli tavanını desteklemek için sudan çıkarak dokuz metre yükseliyordu.Syf 503




"Medusa'nın yılan dolu başının büyük kısmı suyun altında kalmıştı ama yukarıda duran gözleri,sol taraftaki lagüne dönmüştü."Syf 507



Medusa figürlerinden iki tanesi İstanbul Yerebatan Sarnıcı’ da bulunmaktadır. Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sutunun altında kaide olarak kullanılan Roma Çağına ait iki Medusa başı bulunmaktadır. IV. yüzyıla ait bu başların hangi yapıtlardan alındığı bilinmemekle birlikte Genç Roma Çağına ait antik bir yapıdan sökülerek buraya getirildiği ve sarnıcın inşaatında salt sutun kaidesi olarak ihtiyaç duyulduğu için kullanıldığı araştırmacılar tarafından kabul görmektedir.Medusa başı eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sutun kaidelerine ters ve yan olarak işlenmiş ve böylelikle kötülüklerden korunulacağına inanılmıştır. Yerebatan Sarnıcındaki iki Medusa başından biri ters diğeride yan olarak sütun kaidelerine yerleştirilmiştir. 




4 Tem 2013

Frida

Self Portrait with Thorn Necklace and Hummingbird - Frida Kahlo

İnkar

İnsanoğlu alt dünyada han, hamam, at, kat ve yatlarla mutlu olacağını sanırken bir türlü arzu ettiği doyum noktasına ulaşamaz. Dolabını açıp da giyecek bir şey bulamayan kişinin muhtemelen dolabı ağzına kadar doludur. Seçeneği çok olan kişi önünde ne olduğunu görmekte zorlanır. Yedi gömlek, beş ayakkabı ve sekiz takım elbiseden sonra yine alır da alır ve doymaz, doyuramaz o iştahını. Moda, sezon alışverişi, gerekli derken eksikliğini doldurmaya çalıştığı şeyin ‘maneviyat’ olduğunu anlaması elbette zaman alacaktır.

Eddi Anter

30 Haz 2013

Bazı intiharlar çok uzun sürüyor
Nietzsche’nin intiharı mesela
tam elli altı yıl sürmüş!

Metin Üstündağ

27 Haz 2013

Cehennem

İnkar, insanın başa çıkma mekanizmasının önemli bir kısmını oluşturur. O olmasaydı, her sabah hangi şekilde öleceğimizi düşünerek dehşet içinde uyanırdık. Bunu yapmak yerine, zihinlerimiz işe vaktinde yetişmek veya vergilerimizi ödemek gibi başa çıkabileceğimiz stresle meşgul olarak varoluş korkularımızı perdeler.

Dan Brown

Vertigo, Leon Spilliaert, 1908.

zombienormal:

Vertigo, Leon Spilliaert (1881-1946), 1908.
Via.

24 Haz 2013

İnsan, herhangi birinin ne hissettiğini asla bilemiyor. Hepimiz karanlıktayız. Bulup ortaya çıkarmaya çalışıyoruz; ama bir insanın başka bir insanla ilgili fikirlerinden daha gülünç bir şey hayal edebiliyor musunuz? İnsan, bildiğini sanarak yoluna devam ediyor; ama gerçekte bilmiyor.

Virginia Woolf

20 Haz 2013

İnsanları hiç takmıyormuş gibi görünüp, çok takanlardanım. Okul hayatımda da böyleydim. Sınıflar her zaman çok kalabalık gelmiştir bana.

Mesleğimde yükseldiysem bu, mesleki hırslarımdan çok, birkaç kişinin bir arada çalıştığı bir mekandan bir an önce kurtulup ya az kişili ya da tamamen kendime ait bir odaya sahip olmak arzusu yüzündedir.

Spor salonlarını sık sık bırakmamın nedeni de, spor yapmaktan hoşlanmıyor oluşumdan değil, insanlara tahammül edemeyişimdendir. Ben insanlara tahammül edemeyen bir kadınım. Zaten kısıtlı olan sabır rezervasyonum yıllar içinde hepten tükendi.

Hele şu İstanbul’da gereğinden fazla insan yaşıyor. Yaşamakla kalmıyor bir de üzerinize üzerinize geliyorlar.

M.Mungan - Yüksek Topuklar

Gandolfini gitti...

16 Haz 2013

Dahası, bir Rembrandt, Beethoven, Dante veya Napoleon’un yaşamış olduğundan habersiz olan dolayısıyla bu bilginin altında ezilmeyen birisinin kendisini çok büyük bir insan olarak görmesi çok kolay değil mi?…”

Stefan Zweig

14 Haz 2013

Dışarıdaki dünyada televizyon denilen ruhlar insanları ziyaret ediyormuş. Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyorlarmış.

Chuck Palahniuk
Hülya Avşar: Başından beri gezi eylemlerini takip ediyorum. Konuya çok hakimim. Anladığım kadarıyla olay Istanbul'da ve bir parkta geçiyor.

12 Haz 2013

İnsan olmaya çalışan herkes kahramandır.

İbrahim Paşalı

Rüyalar

İlk önce değişikliğin farkına varamadı. Sadece çalışmak istemiyordu. Cansız ve neşesizdi. Bütün gün ya bir köşede oturuyor, yahut dalgın dolaşıyordu. Sanki hayatında çok mühim bir şey eksikti. Sonra, yavaş yavaş yorgun ve isteksiz kalktığını, sabaha kadar karışık rüyalar gördüğünü ve bunların kendisini yorduğunu anladı. Daha sonra âdeta istemeyerek uyanmaya başladı. Sevilen bir memleketi, bir daha görülmeyecek şeyleri terk ediyormuş gibi esefle yatağından kalkıyor, ve gününü bir sıla düşünür gibi geceyi ve rüyalarını düşünerek geçiriyordu.

Ahmet Hamdi Tanpınar

10 Haz 2013

Duyduğu ateşi tarif edebilen, yeterince yanmıyor demektir…

İskender Pala
Belleğin dili yok. Bellek birbirine açılan sonsuz resimlerden oluşuyor. Ama hiçbir şeyi unutmuyor. Hiçbir siyahı, maviyi, beyazı ve bakışı, hiçbir duruşun kabalığını ya da anlatılmaz inceliğini.
Bellek kimi zaman unutmuş gibi yapıyorsa bu, acıyı yeryüzünden kaldırmak istediğindendir.

İnci Aral
İnsanlar geçmişte de olduğu gibi köleler ve özgürler diye ikiye ayrılır. İster devlet adamı olsun, ister tüccar, memur ya da akademisyen, kendine gününün üçte ikisinden azını ayıran herkes köledir.

Nietzsche
Asıl ölüm buydu galiba,birlikte olduğunuz insanların sizi hiç tanımamış olmaları.

Cezmi Ersöz
Şimdi her çeşit kötülüğün zeka oyunu,
her çeşit aşağılamanın ince alaycılık sanıldığı bir çağa geldik.

Murathan Mungan
İstemediğin bir şey olduğunda da aynı kalabiliyor musun ?
Mesele budur.

İbrahim Tenekeci

9 Haz 2013


Kaybedecek hiçbir şeyin kalmadığında, hayatın karşısında ellerin cebinde durursun. Kimse için ruhunun önünü iliklemez, hiçbir şey için yüzünü naylon bir gülümseme ile ağrıtmazsın. Kimse için derbeder kalbinin saçakları gibi sarkan gömleğini içine sokmaz, onay mercilerinin hiçbirini iplemezsin.
Mutlu musundur? Hayır. Ama eyvallahsız olmanın da bir karşılığı vardır; içinde buruk, öfkeli, kesintisiz bir ahmak ıslatan yağmurla gezersin.
Hiç durmadan “şirinlik” yapmak sana daha zor geliyorsa “eyvallahsız” olmayı seçersin. Bu “kaybeden” olmak, “tutunamamak” değildir; bu, oyunu daha başından bırakıp gitmektir. Kazanmayı bile reddetmektir. Kaybedenler “oyunu” hiç değilse bir kez oynamıştır; ama eyvallahsızlar oyuna hiç dahil olmamıştır.


Ece Temelkuran

8 Haz 2013

Cemil’in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil’in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil’in kuytuya köşeye bıraktığı sessizlikler, yutkunmalar ve toz.

Barış Bıçakçı
Geleceğini merak ederek izledim kendi hayatımı.
Mutluluk ve başarı bekledim hep.
İkisini de bulduğum zamanlar oldu, ikisini de kaybettiğim zamanlar.
Hayatın benle dalga geçtiği ve benim hayatla dalga geçtiğim zamanlar oldu.
Hayal kurmaktan bile korktuğum günler gördüm.
Hayallerimi bile aşan günler bazen.
Geçmişi unutmayı öğrendim, geleceği merak etmemeyi…

Tolstoy
Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir.

Aristo

31 May 2013

Adamın yüzünde manalı hatlar vardı.
Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı içi rahatsızların yüzlerindeki ifade…

Sait Faik
vintagegal:

Disney’s Alice in Wonderland (1951)
Hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip, hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim.

Oğuz Atay

30 May 2013

Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hala tepede. Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: “Napalım, kısmet değilmiş…”

Sabahattin Ali

28 May 2013

Kapıyı başkalarının yüzüne kapamak hiç de zor değil… Başkalarınca kapanacak kapıların ardında öylece kalakalmak da… Peki ya kişinin kendi yüzüne kapıyı kapaması? Kapıyı kendi yüzüne yine kendisinin çarpması? Aynı anda, aynı kapının iki tarafında da bulunması? Bir defada hem kapıyı kapayan, hem de yüzüne kapı kapanan kişi haline gelmesi?

Dücane Cündioğlu
SARAH JESSICA PARKER'IN EVİ 2013

27 May 2013

Şunu bütün ciddiyetimle söylüyorum ki, birçok kez böcek olmak istedim. Ancak bana bu onur bile bahşedilmedi. Baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç, insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir. Yani şu şanssız on dokuzuncu yüzyılımızın gelişmiş insanına, gerekli olan bilincin yarısı, hatta dörtte biri bile yeterlidir.

Dostoyevski
Bir düşünceyi kabullenmeden zihinde misafir edebilmek, eğitilmiş bir aklın göstergesidir.

Aristotle

26 May 2013

Hans Purrmann

Oil on canvas
Hans Purrmann
Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: Neyin var taşınacak?
Neyin var sen gidince aklı sende kalacak?

Ali Ayçil
Kıyameti büyük bir gümbürtü olarak tasavvur ediyorlar ama bence sonsuz bir sessizlik olmalı. Kıyamet, dünyadaki bütün bu şamataya son verecekse eğer bunu ancak sessizliğin ezici gücüyle yapabilir. Her şeyi ezebilecek tek güç sessizliktir.

Emrah Serbes

21 May 2013


Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden,
kendimi bulamıyorum
dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…

Nilgün Marmara
tesadufler by Feridun Düzağaç on Grooveshark

18 May 2013

Hilmi Yavuz

âh, evet nerdesiniz, yok saydıklarım?
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi.

Şule Gürbüz

17 May 2013


Mutluluğu ertelediğini söyleyen biri neyi ertelemektedir? Mutluluğun zaman boyutunun farkında mıdır?”Okul bir bitsin, o zaman mutlu olmaya bakarım” ya da “Önce param olsun, mutluluğu o zaman ararım” diyen birinin “sonraya bırakmaya” çabaladığı şey nedir? “Mutluluk” hakkında ne kadar düşünmüştür?
Zamanı yaşayabilenler erteleme gücüne sahiptirler: Zaman bilinci ve iradesi olanlar. Diğerleri, geciktirirler, gecikirler, yetişemezler, ihmal ederler, “üstüne yatarlar”, kaçırırlar, ıskalarlar, geri çekilirler, kaçarlar. Vazgeçerler. Uzatırlar, bitiremezler, başlayamazlar.

Ahmet İnam

Kalabalıkların arasındayken Tanrı’nın seninle ne işi olabilir?
Tanrı konuşmak için yalnız olanları seçer! diye uyarmıştım seni, hatırlamıyor musun?

Dücane Cündioğlu

Mutluluk,
Diyordu adam,
Her konuda,
Tekrara düşecek kadar,
Rahat olmak.

Cemal Süreya

15 May 2013

İsmet Saat Kaç

İsmet Saat Kaç

Smiths dinleyen fazla yaşamaz

Olanlık


Meğer aydınlıkmış esas kötü olan, insanı savunmasız bırakan, bela getiren, her anlamla dolu dönemin ardından derin bir anlamlandıramama dönemine girerim ben, toplarım toplarım sonra o ağırlıkla dibe batarım, evet, bütün her şey anlamını tamamen kaybetti bak, berbat bir çöküntü, teker teker sıyrıldım bak kaç gündür bana hayat veren o anlamlardan, tek tek atıp hafiflemezsem tekrar su üstüne çıkamam, boğulurum, cepteki intihar tabancası çıkar ortaya, neden korkuyorsun, hiçbir anlam kalmadı ondan, her şey birden değerini kaybetti ondan, ne olacak, nasıl dayanacağım, kaslarımdaki bu gerginliğe nasıl dayanacağım, nasıl dayanacağım, öyle büzülürüm yatakta, dizlerimi göğsüme çeker, koskoca adam, top gibi yatağın içinde, hayatımın büyük bir kısmı bu yorganın altında geçti benim, kurtar beni Allah’ım, kurtar beni, neden sonra kaslarım yumuşamaya başlar, anlamlandıramama krizi yavaş yavaş biter, bedenime ılık bir su gibi kendilik yayılır, bacaklarımı aydınlığın küçük yaratıkları ısırmayacak artık, açarım bacaklarımı, gerinirim yatakta, Allah’ım elimden tut, bırakma beni bu çoksesli duygulara, her taraftan fısıldayan korkulara, bedenimi açar gererim, anlam tıpkı bir beyin kimyası gibi geri gelmiştir, gevşetici bir doz, artık kalkıp dolaşabilir, aydınlıklardan gelen parlak yaratıklardan korkmayabilirim, anlamın canlı kalabilmek için biraz karanlık istemesi ne tuhaf, karanlığı özlüyorum, uyku getiren karanlığı, biyoritmi, melatonini, Allah’ım bugünü de sağ salim kapattım, yarın da bana yardım et, işte bu. Anlam için biraz karanlık!

Ahmet Güntan

Bizim gibiler hep kendi kendine iyileşmek zorundadır.
Kimse, gerçekten yardıma ihtiyacımız olduğunu anlamaz.

Ece Temelkuran

Bir gün atomun enerjisini serbest bırakacağız.Gezegenler arası yolculukları gerçekleştireceğiz.Ömrü uzatıp tüberküloz ve kanseri yeneceğiz ama en düşük seviyeli kişiler tarafından yönetilmiş olmanın sırrını asla çözemeyeceğiz.

Jean Rostand

5 May 2013



Orospunun dişisi, erkeği olmaz. Orospuluk huydur. Söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur.

Kemal Tahir



4 May 2013


1. ikterebeti : yakınlaştı
2. es sâatu : saat (kıyâmet vakti)
3. ve inşakka : ve yarıldı
4. el kameru : ay



Birlikte konuşabileceğin bir yığın insan varken etrafında, beraber gönül inşirahı ile susabileceğin insan sayısı oldukça azdır.

Bu yüzden susmak, sade, zarif ve azdır.

Mehmet Deveci

Yusuf Has Hacib

Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
That Work week feeling

Sahici deli nedir? İnsan onuru diye üstün bir düşünceyle uzlaşmak yerine, toplumun anladığı anlamda deliliği seçmiş bir adamdır. İşte bu yüzden toplum kurtulmak istediği insanları, bazı alçaltıcı işlerde kendisiyle iş birliği yapmadıkları için kendilerinden sakınmak istediği insanları akıl hastanelerinde boğazlanma cezasına çarptırır.

Çünkü deli bir insan her şeyden önce toplumun dinlemek istemediği, dayanılmaz doğruları söylemesini engellemek istediği biridir.

Antonin Artaud

2 May 2013

28 Nis 2013


Davranışlarında ve düşüncelerinde bir başka insanın varlığını hesaba katmadan bir gün geçirebildiğin zaman, kendini yiğit bir insan sayabilirsin.

Cesare Pavese
rbateson:

Bazı şeyleri bir çırpıda silemezsen çırpınarak silersin.

İlhan Berk

25 Nis 2013

Nef'î


Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül
Gamın da gelse dile bâis-i meserret olur