![]() |
| Charles Courtney Curran-1887 |
Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
1 Mar 2012
Anday
bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
herşeyi, adımı bile unutup
uyusam… kalktığımda yatağım hala lavanta koksa
kekikli zeytinli bi kahvaltı hazırlasalar
nerde olduğumu hatırlamasam
hatta adımı bile unutsam…
Melih Cevdet
28 Şub 2012
27 Şub 2012
26 Şub 2012
Her Yerden Çok Uzakta
Görüşmenin bir yararı yoktu. Yalnızdım. Zaten her zaman yalnızdım. Bir süre onunla birlikteyken yalnız değilmişim gibi davranmıştım, ama öyleydim.
Ursula Le Guin
25 Şub 2012
23 Şub 2012
Bana huzur içinde geçecek bir saniye bile bağışlanmış değil, hiçbir şey bağışlanmış değil, her şeyi dişimle tırnağımla elde etmek zorundayım, sadece şimdiyi ve geleceği değil, geçmişi de, belki de her insanın doğal bir biçimle sahip olduğu şeyi, evet, onu da elde etmek zorundayım, belki de en zor iş bu, yeryüzü sağa dönerse, benim geçmişi telafi etmek için sola dönmem gerekiyor. Ama şimdi bütün bu yükümlülükleri yerine getirecek bir gıdım gücüm yok, dünyayı omuzlarımda taşıyamam, paltomu bile taşıyamıyorum.
Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar
Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar
22 Şub 2012
5 Şub 2012
Yanlışlık !
Adamın biri yanlışlıkla ölür. Vadesi dolmamasına rağmen ölüm meleği onu başka biriyle karıştırıp canını almıştır. Ve bu yanlışlık epey bir zaman sonra fark edilir. Tanrı bizzat el koyar duruma ve ve bir yanlışlık yapıldığını bunun telafisi için ne yapabileceğini sorar. Başta dünyaya geri dönmek ister bizim adam ama sonra düşür ve 'amaan' der 'zaten pek matah bir hayat yaşadığım yoktu, siz en iyisi beni cennetinize alın ben orada takılırım.' Tanrı buna karşı çıkar. 'Hayır' der 'Daha vaden dolmadı, bir şekilde seni tekrar dünyaya göndermemiz lazım sıran geldiğinde cennet talebini değerlendiririz. Ama bizden kaynaklı bir mağduriyet yaşadığın için sana şöyle bir seçenek sunuyoruz. Yaşadığın en mutlu an hangisi söyle, seni o ana gönderelim vaden dolana kadar o anda yaşa. Sevinçle kabul eder adam bu teklifi ve düşünmeye başlar. Ömrü boyunca en mutlu olduğu zaman hangisiydi hatırlamaya çalışır. Sevgilisi ile ilk öpüştüğü an gelir aklına. Evet der içinden kendimi en mutlu hissettiğim an o andır. Beni tekrar o zamana gönderin ve ben sıram gelene kadar sevgilimle öpüşeyim. Peki der Tanrı ve adamı sevgilisiyle öpüştüğü ilk ana gönderir. Yalnız bununla yapılan hatayı telafi edemeyeceğini düşünerek adama söylemeden bir iyilik daha yapar. Ona insanların düşüncelerini okuma yeteneği de verir. Adam gözlerini açtığında kendisini sevgilisiyle öpüşürken ve kafasında şu seslerle bulur. 'Iyy nerden buldum bu sersemi şu öpüşme faslını bir an önce kesse de şu bahsettiği hediyeyi çıkarsa artık.' Adam okuduğu düşüncelerin dehşetiyle kızdan uzaklaşır ve Tanrıya yalvarmaya başlar. 'Yanılmışım Tanrım. Benim en mutlu olduğum an babamla birlikte lunaparka gittiğimiz ilk günmüş. Ne olur beni o zamana gönder.' Tanrı adama kıyamaz ve adam gözlerini açınca kendisini babasının elinden sıkı sıkı tutmuş küçücük bir çocuk olarak bulur. Babası gülümseyerek 'nasıl oğlum beğendin mi?' diye seslenir. Ama tam o esnada içinden de 'Hey allahım ya anasının da misafir ağırlayacağı tuttu, şimdi kahvede okey oynamak varken işin yoksa bu geri zekalıyı avut' diye geçirmektedir. Çocuk kafasını yukarı kaldırır ve Tanrı durumu anlar. Başka bir ana daha gider adam, sonra başka bir ana daha, sonra başka bir an... Hepsinin sonucu aynıdır. Bir sürü denemeden sonra adam artık emin olmuştur. Mutluluk dediğimiz şey kandırmacadan başka bir şey değildir ve ancak karşımızdaki insanların gerçekte ne düşündüğünü bilmediğimiz sürece mümkündür. Kendi mutluluğunu başka insanlarla tanımlayabilen biri gerçekte hiçbir zaman mutlu olmamıştır. Ve en sonunda der ki Tanrı'ya. 'Tanrım, benim gerçekte en mutlu olduğum an meleğinizin bana yanlışlıkla yaşattığı anmış, daha fazla oyalanmadan siz beni yine o ana gönderin..'
Ali Lidar
Ali Lidar
4 Şub 2012
3 Şub 2012
2 Şub 2012
1 Şub 2012
31 Oca 2012
Platon'un Şöleni
Aşık olunan kişiyle henüz bir samimiyet kurmadan önce bile, onu zaten tanıyormuşuz gibi tuhaf bir duyguya kapılabiliriz. Onunla daha önce bir yerde, bir başka yaşamımızda ya da belki rüyalarımızda tanışmışızdır sanki.
Platon’un Şölen’inde Aristofanes, bu aşinalık duygusuna ilişkin aşık olduğumuz kişinin bir zamanlar yapışık olup da sonra yitirdiğimiz “öteki yarımız” olduğu iddiasını ortaya atar. Başlangıçta bütün insanlar çift sırtlı, çift böğürlü,dört elli, dört bacaklı ve aynı başta zıt taraflara bakan iki suratlı, çift cinsiyetli canlılarmış. Bu çift cinsiyetliler öyle güçlü, öyle gururluymuşlar ki Zeus onları ikiye ayırmak zorunda kalmış, -erkek ve dişi olmak üzere-
İşte o gün bugündür, her erkek ve kadın, öteki yarısıyla yeniden birleşebilmek için çabalayıp duruyor demek ki..Alain De Botton
30 Oca 2012
29 Oca 2012
Düş Oyunu
Bir gün bir çocuğa sormuştum, deniz neden tuzludur diye. Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik karşılık verdi: deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!
Neden denizciler böyle çok ağlar ki?
Çünkü, dedi, yolculukları bitmez... onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!
Gene sordum: ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?
Çünkü, dedi, daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!
August Strindberg
Neden denizciler böyle çok ağlar ki?
Çünkü, dedi, yolculukları bitmez... onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!
Gene sordum: ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?
Çünkü, dedi, daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!
August Strindberg
28 Oca 2012
27 Oca 2012
26 Oca 2012
Sabahattin Ali
Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
bu daima böyledir..
hadiseler kendiliğinden unutulmaz..
onları unutturan, tesirlerini hafifleten,
varsa kabahatlerini affettiren daima öbür hadiselerdir.
A.Hamdi Tanpınar
21 Oca 2012
Aramızdaki En Kısa Mesafe
Hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil.
Her şey hatırlandığı gibi.
Barış Bıçakçı
Her şey hatırlandığı gibi.
Barış Bıçakçı
19 Oca 2012
18 Oca 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
+Shadows.jpg)















































