4 Ağu 2016

Sana "Normal" diye öğretilen şey; İşe gitmek için satın aldığın kıyafetleri giyip, işe gitmek için hala ödemesini yapmakta olduğun arabanla trafiğe girip, gittiğin işte ise giydiğin kıyafetin, bindiğin arabanın ve bütün gün sen işteyken boşta duran evin parasını ödeyebilmek için çalışmaktır. 
Bence bu zır deliliğin tepe noktasıdır.


Ali Denizci

Bazı şeyler için artık sabrım yok.
Ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için…
Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.
Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.
Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum.
Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum.
Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.
Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum.
Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum.
Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum.
Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum.
Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum.
Abartılar beni sıkıyor.
Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok.

Tam pencereme yakın bir dut ağacı vardı. Ay ışığı dut yapraklarından süzülür, odaya pare pare dökülürdü. Aşağı yukarı yaz kış pencereyi açık bırakırdım. Ne serin, ne tuhaf rüzgarlar eserdi. Vapurlarda da çalıştığım için, rüzgarların kokularından lodos, poyraz, karayel, günbatımı diye tefrik eder, tanırdım. Ne rüzgarlar battaniyemin üzerinden acayip birer rüya gibi gelip geçtiler…


Sait Faik
İpekli Mendil (1934)  

26 Tem 2016

Kırân-ı Nahseyn: Ağustosa Dikkat

Şule Gürbüz

Hani hastalıktan kalkanın nekahet halinin yaşama tutunmak zannedilen bir hali vardır ya, o aslında yaşamın tutunacak ve tutulacak bir yeri olmadığının anlaşıldığı haldir. Hani büyük dertlerin terbiyesinden geçenin sükûneti vardır, o aslında dert ne denli büyük olursa olsun sükunetten başka yapacak bir şey olmadığının anlaşıldığı haldir. Hani benim indiğim kuyuda aklımı adeta bırakışım var ya, o da aslında yanımda taşımaya değer bir şey olmadığını anlamanın ve ne taşıdığımı bilmenin seyahatidir

Arthur de Greef - Suite for Orchestra

Harry Potter And The Prisoner Of Azkaban (2004) (via themoonandthewolf:lottieeeee:tparty:(via lisztomania)
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi.

Şule Gürbüz

25 Tem 2016

Hobilerim kitap okumak, müzik dinlemek ve sükut etmektir.

Iain Glen


Bazen insan, her şeyin sonuna geldiğinde,
başından beri öyle olacağını bildiğini anlar.



Günhan Kuşkanat

Berlenga

mysleepykisser-with-feelings-hid:
“ Berlenga Island, Portugal
”
Hayır, bizi bırakıp gitmeyeceksin, başka birisi olmayacaksın, nasılsan öyle kalacaksın: Kuşkularınla, kendinden sonsuz hoşnutsuzluğunla, sonuçsuz kalan kendini düzeltme deneyimlerinle, yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana nasip olmayacak sonsuz bir mutluluk beklentisiyle.

Leo Tolstoy - Anna Karenina

23 Tem 2016

Türkiye'de nasıl oldu da halkın çok büyük bir bölümü birden herkes yerine HERKEZ demeye başladı? Şaşırtıcı .... "Survivor Sendromu" olsa gerek.

10 Tem 2016

Film Önerileri :Gizemli Ada (The Wicker Man-1973)

Yapımı: 1973 – İngiltere
Yönetmen: Robin Hardy
Oyuncular:  Edward Woodward, Christopher Lee, Diane Cilento












John Grant (feat. Midlake) - I Wanna Go To Marz

Bir gün sonra yine yıkanmak gerekeceğine göre bugün yıkanmak düpedüz aptallıktı. Bunu düşünmek bile yoruyordu beni. Her şeyi birden, ilk ve son kez yapıp kurtulmak istiyordum.


Sylvia Plath

Sylvia Plath

Ona bedenim hasta olsa sorun olmayacağını, kafamın hasta olmasındansa bedenimin hasta olmasını yeğlediğimi söylemek istedim, ama bunu anlatmak öylesine karmaşık ve yorucu geldi ki hiçbir şey söylemedim. Yalnızca yatağıma biraz daha gömüldüm.

2 Tem 2016

1984

Winston cebinden bir yirmi beş cent çıkardı. Madeni paranın üstünde de küçük, okunaklı harflerle aynı slogan yazılıydı; öbür yanında ise Büyük Birader'in yüzü görülüyordu. Büyük Birader'in gözleri paranın üstünden bile sizi izliyordu. Paraların, pulların, kitap kapaklarının, bayrakların, posterlerin, sigara paketlerinin üstünden… Her yerden. Hep sizi izleyen o gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses. Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek yerken, içeride ya da dışarıda, banyoda ya da yatakta… Kaçış yoktu. Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey sizin değildi.

George Orwell
Tefekkür vuzuhla başlar, kurtuluş şuurla.


Cemil Meriç
I am rarely bored alone; I am often bored in groups and crowds.


Laurie Helgoe, Introvert Power
byungwookann:
“Ignite Norita 66 Noritar 80mm/f2.0 + Hasselblad 2000FCW + Fuji Pro 800Z(220film)
Expired Film 03/2008
”