Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
12 Mar 2016
Balzac
Çoğu mutsuz kişiler için, yarın, anlamsız bir sözcüktür, ben de o sırada ertesi güne kesinlikle inanmayanlardandım; önümde birkaç saatim olunca, bu süreye zevk dolu bütün bir yaşamı sığdırıyordum.
10 Mar 2016
8 Mar 2016
7 Mar 2016
The Sea The Sea
Hartley and I would live alone, secretly,incognito, somewhere in England, in the country, in a little house by the sea. And she would sew and go shopping and I would do the garden and paint the hall and have all the things which I had missed in my life. And we would gently cherish each other and there would be a vast plain goodness and a sort of space and quiet,unspoilt and uncorrupted.
6 Mar 2016
Yezidilerin bir inancına göre: «Hallac-ı Mansur idam edildiğinde ruhu, bedeninden ayrıldı ve suların üzerinde uçmaya koyuldu. Rastlantı sonucu, kızkardeşi, su almaya geldi; testisini Dicle'nin suyundan doldurdu; erkek kardeşinin bu testiye girdiğini farketmedi; eve döndüğünde susadı ve bu testiden su içti. Böylece Mansur'un ruhu, onun bedenine girdi;önce onun erkek kardeşi iken, şimdi oğlu oldu. Bu olaydan dolayı Yezidiler, ağzı tülbentle kapalı olmadıkça hiçbir dar ağızlı kaba su doldurup bundan içmezler
26 Şub 2016
25 Şub 2016
21 Şub 2016
Nazan Bekiroğlu
Dilese de oluvermemişlerden, ruhu defalarca yanan, derisi diri diri soyulan, her defasında bir daha yansın diye bir daha yenilenlerindenim. "Hiç yara almam," sanırken aldığım yaralardan tanınırım belki. Yürümeye mecali kalmamış da iki koluna girip sürüklenen hastalar kafilesine kaydedilmiş olmalı adım..
Sıradan insan hayatının mutluluğunu kendi dışındaki şeylere, mala mülke, şana şöhrete, kadın ve çocuklara, dostlara, cemiyete ve benzerine bağlar, dolayısıyla bunları kaybettiği yahut hayal kırıklığına uğratıcı bulduğu zaman, mutluluğunun temeli çöker. Bir başka deyişle onun çekim merkezi kendi dışındadır; her heves ve arzuya bağlı olarak bu mütemadiyen yerini değiştirir.
Arthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer
Charles Baudelaire
Yersiz bir eleştiri üzücü bir kazaya benzer; tıpkı insanın kendisine dönen veya en azından yaydan fırladığı sırada elini sıyırarak giden bir ok ya da sektiğinde öldürebilecek bir mermi gibi.
20 Şub 2016
11 Şub 2016
9 Şub 2016
2 Şub 2016
Ariadne’nin İpi
Hakikatin izlerini bulmayı isteyenlerin, eğer ellerinde “Ariadne’nin İpi” olmazsa, kendilerini karmaşık ve sonu gelmez bir labirentin içinde bulacaklarını ve güçlü fırtınalara yenileceklerini söylerler. “Ariadne’nin İpi”, Yunan mitolojisinin en gizemli sembolizmasını oluşturan ve batı Simyacılığı ile Kabbalah içindeki eğitimin ayrılmaz bir öğesi olmuştur. Ariadne, Kral Minos’un (Tanrısal bellek) kızıdır. Kutsal taşı (simyacıların felsefe taşını)bulmak için bir mağaraya girer; orada Labirentus canavarını ve zorlu sınavları geçmesi ve taşı bulduktan sonra yeniden oradan çıkması gerekmektedir. Bunun için yanına bir yumak ip alır ve mağaraya girdikten sonra ipi geçtiği yerlerde açarak ilerler. Sonunda aynı ipi gerisin geriye toplayarak çıkar. Mistik Kabbalistlere göre bu ip her şeyin özünde bulunan ve Yaşam Ağacı’ndan oluşan sarmal özdür. Bu sarmal harfler ve onlara
denk düşen sayıların eşleşmelerinden oluşan evrendir. İbrani Rabbilerine göre harfler aynı zamanda gök kürede bulunan yıldızları ve onların oluşturduğu takımadaları sembolize ederler ve her harf aynı zamanda bir sayı değerine sahip olduğundan, evren adeta yıldızlardan oluşan bir kitap gibidir. Kabbalistler bu sayı değerlerini ve harfleri Yaşam Ağacı modeli temelindeçözümlerler. Zohara göre, “Kutsal Mühür” budur. Her
şeyin özüne basılan bu içsel yazıdır
Minima Moralia
Mutlu olup olmadığımızı rüzgârın sesinden anlayabiliriz. Mutsuz insana evinin korunaksızlığını anımsatır bu ses, onu kuş uykularından, huzursuz düşlerinden uyandırarak. Mutlu adam içinse korunmuşluğunun şarkısıdır: Öfkeli uğultusunda, artık ona karşı etkisiz olduğunu itiraf eden fısıltıyı da işitir.
Theodor W. Adorno
28 Oca 2016
Şule Gürbüz
Unutmak da unutamamak da durmaksızın hatırlamak da durup durup hatırlamak da tamamen kişisel yani içtimai şeylerdir. Hatırlama yokluk zemininden bir duygu olduğundan dilin giden dişin yerini ikide bir yoklaması gibi hatırlama da hep bir boşluğu yoklama ve yokluğun hala ve hep yok olduğunu yeniden duyurmaya bıkmayan bir vecdedir. Ve hep oyuk arar, yokluk arayıp ‘’Yok’’ demenin tadını boşluktan sızdırarak çeker.
27 Oca 2016
24 Oca 2016
19 Oca 2016
José Saramago
Doğa ölüleri saymaz, yaşayanları hesaplar, yaşayanlar ona çok geldiğinde, yeni ölümler ayarlar..
Ey melek yüzlü! Âdem daha su ve kilden yaratılmadan, gözün Babil kuyusunda Hârût gibi sihir öğretirdi.
Ey melek yüzlü! Âdem daha su ve kilden yaratılmadan, gözün Babil kuyusunda Hârût gibi sihir öğretirdi.
Ahmet Paşa
Harut ile Marut aralarında sohbet eden iki melekti. "İnsanlar yerine biz duygu sahibi olsaydık sürekli ibadet ederdik" diyorlardı. Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş. Melekler kendilerine güveniyorlarmış. Allah onlara şehvet duygusu verip dünyaya indirmiş. Harut ile Marut bir kadın görmüşler. Kadın Harut ile Marut'a bir şartla onlarla birlikte olacağını söylemiş. Ya kocasını öldürecek, ya puta tapacak ya da şarap içeceklerdi. Şarap içmeyi tercih ettiler.
Hikayeye göre kadın bir şartta daha bulundu. Aşk duygusuna kapılan Harut ile Marut bu şartı da kabul etmişler. Kadının şartı ism-i azamı öğretmeleriydi. Onlar öğretince kadın söyleyip gökyüzüne çıkmış. Allah kadını Zühre yıldızının üstüne koymuş ve Harut ile Marut'u da Babil'de bir kuyuda baş aşağı kıyamete kadar durma cezasını vermiş.
18 Oca 2016
3 Oca 2016
2 Oca 2016
People think that talking is a sign of thinking. It isn’t, for the most part’ on the contrary, it’s a mechanical dodge of the body to relieve oneself of the strain of thinking, just as exercising the muscles helps the body to become temporarily unconscious of its weight, its pain, its weariness, and the foreknowledge of its doom.
Aleister Crowley
Aleister Crowley
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















