Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
24 Şub 2015
23 Şub 2015
Korkuyu Beklerken
Geç kalmıştım. Burada paslanıp gidiyordum; hafızam paslanmaya başlamıştı bile. Yalnızlık, hafızayı zayıflatıyordu. Elbette! Kimseyle konuşmuyordum ki. Sonunda, bakkal çırağıyla konuştuklarım dışında her şeyi unutacaktım. Konuşmalıydım, bağırmalıydım, öğrenmeliydim. Mektupla doktora yapmalıydım; mektupla doçent, mektupla profesör olmalıydım. Resim bilgimi, genel kültürümü mektupla ilerletmeliydim. Mektupla bir üniversiteye öğretim üyesi olmalıydım; belki bir süre sonra da mektupla üniversitede ders vermeye başlamalıydım. Her şeyden önce konuşmalıydım. Ayağa kalktım. Hemen başlamalıydım, bir şeyler söylemeliydim. Konuşmayı unutmak üzereydim. Kendimi anlatmalıydım. Kendimi göstermeliydim. Bir yerlere başvurmalıyım.
Oğuz Atay
22 Şub 2015
Ülfet
Yalnızız,beşikten tut tabuta kadar yalnız;
Ülfet,kara yalnızlık madeninde bir yaldız…
Necip Fazıl
Ülfet,kara yalnızlık madeninde bir yaldız…
Necip Fazıl
15 Şub 2015
13 Şub 2015
Frida Kahlo’dan Diego Riviera’ya
(Şimdi biliyorum ki) bütün bu mektuplar, kızlarla ilişkiler, kadın “İngilizce” öğretmenleri, çingene modeller, “iyi niyetli” asistanlar, “uzaklardan gelen tam yetkili elçiler” yalnızca birer flört, aslında sen ve ben birbirimizi çok seviyoruz ve bu yüzden sayısız serüven yaşıyoruz, kapıları çarpıyoruz, lanetler okuyoruz, hakaretler ediyoruz; bütün bunlara karşın birbirimizi daima seveceğiz…
Bütün bunlar, birlikte yaşadığımız yedi yıl boyunca sürekli tekrarlandı, yaşadığım bütün öfke nöbetleri sadece, sonunda seni canımdan çok sevdiğimi anlamama hizmet etti; yine anladım ki, beni aynı ölçüde sevmesen bile, bir şekilde seviyorsun. Öyle değil mi?
Daima bunun sürmesi umudunu taşıyacağım, bu bana yeter…
10 Şub 2015
9 Şub 2015
8 Şub 2015
Gone Girl (Kayıp Kız) 2014, David Fincher
Amerika'nın Missouri eyaletlerinden birinde sıcak bir yaz sabahı, Nick ve Amy evliliklerinin beşinci yıl dönümünü kutlamaya hazırlanmaktadırlar. Fakat o gün Amy aniden ortadan kaybolur. Geri dönmeyince, polisin gözünde kocası Nick tüm şüpheleri üzerine çeker. Nick'in ise kafası karışmıştır zira Amy'ye ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktur ama bir anda kendisini Amy'nin ailesinin hazırladığı bir yardım operasyonu içerisinde piyon olarak bulur!
Nick masum olduğu konusunda ısrar etse de üstündeki şüpheleri tamamen yok edemez. Amy'nin hayatta olup olmadığı ise büyük bir muammadır...
Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris IMDB: 8,3/10
7 Şub 2015
Karamürsel (Prainetos)
Ünlü yunan filozofu Socrates,”Kilise Tarihi”adlı eserinde ,Karamürsel’in Prainetos adıyla Hersek mevkiinde yer aldığını belirtir.Tarihi kayıtlara göre ilk defa Persler,M.Ö.279 yılında Karamürsel ve çevresinde yerleştiler.Karamürsel ,ayrıca Fenikelilerin,Etilerin Frigyalıların, Lidyalıların ve Romalıların uygarlıklarına da sahne oldu. Prainetos (Karamürsel-Hersek)bölgesinde ,Bizanslılar döneminde,Bizans İmparatoru Kostantin’ in annesi Helana’ nın namını yüceltmek ve şehir yapabilmek için Helenopolis adını verir.
5 Şub 2015
Ben yeterince iyi değilim, tamamen kötü de değilim. Güven vermiyorum ama umursamaz da değilim. Kaçmıyorum, durmuyorum da. Bağımlı değilim, kaçabilecek kadar da özgür değilim. Politik değilim ama tarafsız da değilim. Umutsuz da değilim, sonsuz da değilim. Camus gibi yaşamın bir adım uzağında, ölümün bir koşu yakınındayım.
Tezer Özlü
Tezer Özlü
Barış Bıçakçı
Editör Hanım, elbette biz küçük burjuvaların yalnızca tadını çıkardığımız lükslerimiz yok, bazı çilelerimiz de var: Hayatı ve insanları anlamak, her fırsatta ölüm üzerine düşünmek, küçük şeylerde ille de büyük ve asli şeylerin izlerini aramak, genelleme yapmak, zevklerimizi inceltmek ve suçluluk duymak gibi çileler.
2 Şub 2015
1 Şub 2015
The Three Norns, Hermann Hendrich (1906)
Nornlar , İskandinav mitolojisindeki üç tanrıçadır. Bunlar kaderin üç kızkardeşidir. Urd, yaşlılıkla gelen bilgeliği temsil eder ve geçmiş ondan sorulur... Verdandi olgunlukla anneliği temsil eder, şimdiki zamana, olana, bilinene hakimdir... Skuld gençliği ve bekareti temsil eder, henüz olmamış olaylara hakim olması dolayısıyla yüzünü örten bir peçeyle tasvir edilir.
31 Oca 2015
30 Oca 2015
26 Oca 2015
24 Oca 2015
Jane Eyre
Cahil kişilerin ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler.
Charlotte Brontë
Charlotte Brontë
22 Oca 2015
20 Oca 2015
Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, “Bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali
19 Oca 2015
18 Oca 2015
Bu yıl da hiçbir yaprağını koparmayacaksın saatli maarif takviminin. Ne kadar unutmaya çalışırsan çalış, yine de kaşıyacaksın en acıyan yerlerini. Bu yüzden yaran hiç kapanmayacak. Martılar gürültü patırtı etmeyi keserse uykuya dalacaksın. “zamanla her şey düzelir” diyeceksin. Kendi söylediğin yalana inanmasını da bileceksin.
BurakAksak
BurakAksak
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı’nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve ‘Neyse rüyaymış,’ demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek..
Şule Gürbüz
Şule Gürbüz
17 Oca 2015
Ben kendimi ömrüm boyu, neden bilemem, sebeplerini bilemem, bir kusur timsali olarak gördüm. Bir kusur sürahisi idim de ne akıtsam öyle akıtır, kusurlu akıtırdım. Hep eksik ve kırıktım da tamamlanamazdım. Hep yarım ve yanlış anlamadaydım da doğrulamazdım. Hep bir ayıp gizlemek zorundaydım da bu ayıp zaten bendim, bundan kurtulamazdım. (...) Dertli olduğumu ve deva bulmaz olduğumu elbet biliyordum ama kusur bilmezliğin de bir sıhhat olduğunu zannedecek kadar hasta değildim. Hasta idim de kusursuzluk sıhhat ise ben ancak nezle idim. Nezlemle herkesi öpesim vardı da yine de iğreniyordum.
Şule Gürbüz
Şule Gürbüz
Yakınlık
Gündüz ortalıktaydın. Konuştun, çalıştın, yürüdün, koşturdun. Üstü açık uyuyan bir insanın üşüdüğü gibi ruhun üşüdü.Üstü açık uyuyan bir insanın üşüyüp yatağında büzüştüğü gibi duyguların kalbinin içinde büzüşüp kaldı. Görmekten ve görülmekten yorgun düştün. Sadece görmek yormaz insanı, biliyorsun değil mi? Daha çok, görülmektir yorucu olan.
Mustafa Ulusoy
Mustafa Ulusoy
13 Oca 2015
11 Oca 2015
9 Oca 2015
7 Oca 2015
3 Oca 2015
29 Ara 2014
28 Ara 2014
Buna karşılık, şöyle böyle tanıdığım ya da hiç tanımadığım insanlar arasında düşmanlarım olduğunu kabul etmek bana daha zor ve acı geldi...Özellikle beni çok uzaktan tanıyan, benim de kendilerini hiç tanımadığım kimseler arasında bana düşmanlık besleyenlere rastladım. Kuşkusuz dolu dolu ve kendimi mutluluğa sere serpe bırakıvererek yaşadığımı seziyorlardı: Affedilmez bir şeydi bu. Başarı havası, belli biçimde taşındığı zaman, bir eşeği kudurtur. Öte yandan yaşamım adamakıllı doluydu ve zamansızlıktan bir sürü teklifi reddediyordum. Sonra da, aynı nedenden, bu reddedişlerimi unutuyordum. Ama bu teklifler bana, yaşamları dolu olmayan ve yine aynı nedenden benim reddedişlerimi anımsayan kimseler tarafından yapılmıştı.... İşin içinden nasıl çıkmalıydı? Mutluluğunuz ve başarılarınız, ancak bunları cömertçe paylaşmaya razı olduğunuz takdirde affedilir. Ama mutlu olmak için başkalarıyla fazla ilgilenmemek gerekir. Bunun üzerine çıkış yolları kapanır. Ya mutlu ve yargılanır ya da bağışlanır ve sefil olacaksınız.
Hayatım boyunca yabanda yalnız bir gezgin olacağımı her geçen gün daha da çok düşünüyorum.Tanrım, patikalar beni nasıl da çekiyor. Bunun üzerimdeki karşı konulamaz cazibesini idrak etmeniz mümkün değil. Her şey bir kenara, yalnız başına yolda olmak en iyisi...Hiç bir zaman durmayacağım.Ve dünyadan göçme vakti geldiğinde bunun için en vahşi,en yalnız,en ıssız yeri bulacağım.
Jon Krakauer
27 Ara 2014
26 Ara 2014
24 Ara 2014
21 Ara 2014
Borges
Ne kadar uzun ve karmaşıksa da, her yazgı gerçekte bir tek an içerir; İnsanın kim olduğunu anladığı an!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




1111111111.jpg)








