31 Ağu 2014

7 Günah: Haset, Giotto 1306



Haset {Invidia) burada kocaman kulaklı, boynuzlu ve ağzından yılan çıkan çirkin bir kadın olarak tasvir edilmiştir.Bir torba para tutmaktadır ve ayaklarında kıskançlığın içinde yanan ateşi belirmektedir. 

25 Ağu 2014

Oysa ne beni bulduğuna sevinen oldu, ne de kaybettiğine üzülen. Sanırım tüm varlığımla gerçek bir zaman kaybıyım.

Hacer Yeni

24 Ağu 2014

"Seni anlıyorum" demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada… Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya. Deliliğin kokusunu, anormalliğin kokusunu duyamazsın yanında gazete okuyan adamın, otobüs durağında. Sadece gördüklerin vardır. Beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu.

Hakan Günday


Her şey yarım kalmış gibi. Almanca da yarım kaldı zaten. Derdimi anlatacak kadar bile öğrenemedim. Gerçi Türkçe ne kadar anlatabilirim derdimi bilemiyorum. Derdimi çok iyi biliyorum da, hiç iyi anlatamıyorum. Kendi kendimeyken çok güzel anlatıyorum da. Oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen.

Hakan Bıçakcı
Oysa hayat naz maz tanımıyordu.Kendimden biliyordum. Hayat hiç beklemediğin anda öyle kafa atardı ki, ağzın burnun dağılırdı.

Ayfer Tunç

Karamürsel


23 Ağu 2014

Draco

Draco ya da Ejderha takımyıldızı

Hera altın elma bahçesini koruması için yüzlerce başa sahip bir ejderha olan Ladon'u görevlendirmiştir. Herkül'ün görevi, bu bahçeden altın elma çalmaktır. Herkül, ağaca dolanarak altın elmaları koruyan canavarı atlatmak için bir plan yapar. Planını uygulayabilmek için bir yardımcıya gereksinimi vardır. Bunun için, Zeus'a karşı geldiği için dünyayı omuzlarında taşımakla cezalandırılmış olan Atlas'ı seçer. Herkül, Atlas'a eğer 
bir altın elma getirirse, dünyayı bu süre içinde Atlas'ın yerine taşıyabileceğini söyler. Atlas bu teklifi kabul eder. Herkül, bahçeye zehirli oklar fırlatarak Ladon'u öldürür ve dünyayı omuzlarında taşırken, Atlas Hesperidler'in bahçesinden üç altın elma koparıp Herkül'e getirir.

Hera, Ladon'un ölümüne çok üzülür ve kendisini kutupyıldızı yakınlarında gökyüzüne yerleştirerek onurlandırır.

18 Ağu 2014

Ekrandaki gezi programları felaketi

Bu programlar niçin yapılıyor?
Şımarık sunucu kız eşe dosta bir işle meşgul görünsün; kankasını hasetten çatlatsın diye mi?
Gittiği şehrin pazarını gezerken tezgâhtan aldığı balıkları "çooook ilginç sayın seyirciler" diyerek göğsüne bastıran genç televizyoncular nereden çıktı?
Sakın izleyicinin sevdiğini söylemeyin.
İzleyici üç beş malumat uğruna bu programlara katlanıyor!
Bir de rafine zevk(!) sahibi olarak tanıtılan adamlar var.
Yıllardır ekranda gezip tozuyorlar. Havaları bin beş yüz fakat bilgi diye art arda
sıraladıkları zırvalar beş para etmez!
Hatırlıyorum, böyle biri Bangkok'ta olmadık yerlere girip çıkmış sonra da bir Budist
tapınağa girip Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası ve Kurtuluş Savaşı şehitleri
için mum yakıp uzun uzun dua etmişti!
Ciddiyet kisvesi altındaki bu cıvıklık karşısında donup kalmıştım.

Benden söylemesi...
Bu türden bir turist olmak istiyorsanız, evinizde oturun daha iyi!
Valiz aç, valiz topla eziyetine bile değmez.
Ha! Eşe dosta "ben de oralardaydım" demek, facebook'a fotoğraf koyup gösteri yapmak için onca yola
katlanacaksanız, siz bilirsiniz!
Ancak hani bu programlar dünyayı tanıttıklarını iddia ediyorlar...
Hayır! Dünya bu değil.
Bu programlardaki insanlar da "hakiki" değil.
Bu programların cıvık ruhu hiçbir biçimde bizim ruhumuz değil.
Yanlış hatırlamıyorsam...
Bir tarihte Süleyman Seyfi Öğün bu programlara yansıyan kültürel seviyesizliğe ve sunucuların vasıfsızlığına
şaşırmadığını; turizmin zaten böyle bir şey olduğunu yazmıştı.
Doğruydu, turizm dünya hakkında bir tür "görgüsüzlük" türetme sanatı olup çıkmıştı.
Süleyman Hoca özünde haklıydı.
Fakat bu kadar da yerlerde sürünülmez ki!
Tarihi ve dünyayı bu kadar hafife almak gerekmez ki!

Şimdi ben bu satırları yazarken...
Karşımdaki ekranda yine böyle bir gezi programı var.
Sunucu Hindistan'da dolaşıyor ve oraya gelmeden önce ülke hakkında çok bilgi edindiğini söylüyor.
Sonra da "İngilizler buraya yerleştiklerinde..." veya "Portekizliler burayı çok sevmiş, yerleşmişler" gibi laflar edip duruyor.

Haşmet Babaoğlu

Una Voce Dentro

Ivan Fedorovich Choultse, March Night

Vivaldi, Cello Concerto E minor, RV 409: Movement 3

17 Ağu 2014

İnsanlar sana hakaret ettiklerinde, onlara yanıt vermezsen bu da zorlarına gider. Sen sadece, “teşekkür ederim” diyerek yoluna devam edersin. Bunu hazmetmek zordur… Çünkü, o kişinin egosunu derinden incitir. O seni aşağı, çamurun içine çekmeye çalıştığı halde sen bunu reddettin; O, şimdi orda tek başına kalmış oldu…

14 Ağu 2014

yok gidecek bir yerim, dursam düşeceğim
kovulduk mu, sonunda yine biz, dönelim anılara.

Behçet Aysan

9 Ağu 2014

Dünyanın bilinen ilk yazılı anlaşması: Kadeş

Dünyanın en büyük iki imparatorluğu Hititlerle Mısırlılar niçin savaşa girdiler?

Tahta geçtiğinde Tutankamon henüz çocuk yaştadır  ve üvey kız kardeşi Ankesenamon ile evlendirilir. Tutankamon 18 yaşındayken, sonradan mumyası üzerinde yapılan röntgen incelemeleriyle anlaşıldığı üzere, kafatasına aldığı bir darbeyle öldürülmüştür. Bugün, cinayetin Baş rahip Eje tarafından işlendiği kabul ediliyor.

Baş rahip Eje, firavun Tutankamon'u öldürdükten sonra firavun olmak ister. Bunun en kestirme yolu kraliçe Ankesenamon ile evlenip tahta geçmektir. Ankesenamon, kocasını, Eje'nin öldürdüğünü bildiği için mi, yoksa Eje kendisinden çok yaşlı olduğu için mi bilinmez; onunla asla evlenmek istemiyor. Ama Eje, bu konuda kararlıdır. Ankesenamon'un bulabildiği tek çözüm adını ve ününü duyduğu Hitit kralı Suppiluliuma'dan yardım istemektir.

Suppiluliuma'nın oğlu II. Murşiliş'in yazdığına göre bu yardım isteği şöyle çıkıyor ortaya:

"Mısırlılar, Amka zaferini duyunca korktular. Üstelik firavunları da ölmüş olduğu için, Mısır'ın dul kraliçesi, babama bir elçi ile şu mektubu yolladı: Kocam öldü. Benim oğlum yok. Duyduğuma göre sende oğul çokmuş. Eğer bana oğullarından birisini verirsen onu koca yapacağım. Tebamdan birisini kocam yapmayı asla istemiyorum. Ona koca olarak saygı duyamam."

II. Murşiliş, devam ediyor anılarına:
“Babam, iyi yürekli olduğu için kadının sözünü dinledi ve göndereceği oğlunu seçti.”

Suppiluliuma, Mısır firavunluk soyunun Hititlere geçeceği hayalini kurarak oğlu Zannanza'yı küçük bir askeri birlikle Mısır'a yollar. Hitit tabletlerinden anlaşılacağı üzere, prens Zannanza'nın sınırı geçtikten bir süre sonra öldürüldüğü haberi gelir Hitit ülkesine. Firavun olmak için gün sayan Eje, Ankesenamon'un bu girişimini öğrenmiş ve yolladığı orduyla Zannanza'nın birliğini kuşatarak yok ettirmiş hepsini. Suppiluliuma, bu olaya çok üzülmüştür. Yine tabletlerden anlaşıldığına göre günlerce ağlamış ve intikam yeminleri ederek tanrılara kurbanlar sunmuş.

Bu sırada Mısır tahtında Akhenaton'la birlikte ortaya çıkan gevşeklik ve karışıklıklar sonrasında artık güçlü bir firavun vardır: II.Ramses. II. Ramses, daha imparatorluğunun ilk yıllarında düzeni kurmak ve Mısır'ın gücünü çevreye kabul ettirebilmek için seferlere başlar. Hititler açısından bardağı taşıran damla, Suriye topraklarında Hititler'e bağlı olarak yaşayan Amurrular'ın birden Ramses'e bağlılıklarını açıklamalarıdır. Amurru prensi Benteşina, kendisine çok daha fazla tâvizler önermiş olan II. Ramses'in sözüne güvenerek Hititler'den kopmuş ve Mısırlıların safına katılmıştır.

O dönemin güç dengeleri içinde II. Ramses'in ilerleyişini durduracak tek güç vardı dünyada: Hititler. Artık yeni Hitit kralı Muvatallis için yapacak başka bir şey kalmamıştı: Hem sınırlarına yeniden biçim vermek hem de Suppiluliuma'dan kalma intikamı almak (Prens Zannanza'nın öldürülmesi olayı). Dolayısıyla iki ulusun savaşa girişmesi kaçınılmazdı. Öyle de oldu. İki ordu, Halep ile Şam'ın ortasında bir yerde olan Kadeş'te karşı karşıya geldiler.
Savaş bir süre sürüyor. Ondan sonra her iki ordu da geri çekildiği için kimse kimseye üstünlük sağlayamıyor. Savaşı kimse kazanamayınca Kadeş Antlaşması imzalandı
Antlaşmanın temel düzenlemesi bu iki ülkeden birisine yönelik bir saldırı ya da tehdide karşı ötekinin ona yardım edeceği ve savaşa birlikte gireceğidir.

Bugün NATO Antlaşmasının 5. maddesini aşağı yukarı aynı düzenlemeye sahiptir.


8 Ağu 2014

Türk Trinity


Türk Uygur Budist Fresk. Türk Trinity. En baştaki Ay Tengri. Türk usulü bağdaş kurup oturmuş, elinde Vajra tutar. Ortadaki Gün Tegri yine bağdaş kurup oturmuş. Sağ elinde Güneş diski sol elinde Ay tilgeni tutar. En sondaki Mars, elinde Türk usulü Ant kadehi tutar. Türkler Göktürklerden bu yana Ata Mağaralarında Savaşa gitmeden önce, Mars’a Ant İçerlerdi. Arkada Ok ve Yay tutan figürlerde Marsı sembolize eder.
Nuray Bilgili
akıl gönle yük imiş...

Yamamoto Masao

2000-lightyearsfromhome:

 

Yamamoto Masao

5 Ağu 2014

In Turkey

Tepenize çığ düştüğünde, bütün o karın altında yatarken neresi aşağı neresi yukarı anlayamaz oluyormuşsunuz. Karı iteleyip kurtulmak istiyor ama yanlış yönü seçip kendinizi daha da derine , kendi mezarınıza gömüyormuşsunuz.

Khaled Hosseini

4 Ağu 2014

The Piano (1993) Jane Campion

Pale Blue Dot

screamingpear:

"Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.
Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.
Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.
Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.
Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.”
Carl Sagan - Pale Blue Dot

Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.”

Carl Sagan

3 Ağu 2014

Açı doyurduğumda, hakareti affettiğimde, düşmanımı sevdiğimde..Bunlar güzel erdemler. Fakat ya dilencilerin en fakirinin ve suçluların en gaddarının kendi içimde olduğunu görürsem! Ya şefkatime en muhtaç kişinin ve en azılı düşmanımın kendim olduğunu farkedersem! O zaman ne olacak?

Carl Gustav Jung

Morrissey - Oh well, I'll never learn

Morrissey - Now my heart is full/The lazy sunbathers


2 Ağu 2014

Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta.

Didem Madak

Kör Baykuş

Artık ne arzum kaldı, ne de kinim. İçimdeki insanı yitirdim. Kaybolsun diye de bir yere bırakıverdim. Hayatta insan ya melek olmalı, ya doğru dürüst bir insan, ya da hayvan. Ben onlardan hiçbiri olmadım. Hayatım ebediyen kayboldu. Ben bencil, acemi ve zavallı olarak dünyaya gelmiştim. Şimdi artık geri dönüp başka bir yol seçmek imkânsız. Bundan böyle anlamsız gölgeler peşinde gidemem, yaşamla yaka paça olamam, güreş tutamam. Sizler gerçekte yaşadığınızı zannediyorsunuz. Elinizde hangi sağlam kanıt ve mantık var? Ben artık ne bağışlamak, ne bağışlanmak, ne sağa ne de sola gitmek istiyorum.

Sadık Hidayet

30 Tem 2014

Serçe Parmağı

Bazen fevkalade küçük bir şey olur ve gelir zihninizin ortasına saplanır kalır. Birkaç dakika sonra nasıl olup da o kadar büyüyebildiğine, bütün zihninizi kapladığına, sizi keskin uçlu tereddütler elinde oyuncak ettiğine şaşırır kalırsınız.

Gökhan Özcan

Sils Maria

22 Tem 2014

'Her şey güzel olacak.. Bu da geçecek.. Sen güçlüsün..' diye diye yolu yarıladık bak. 

Oğuz Atay Tutunamayanlar

Alexi Zaitsev

20 Tem 2014

Puslu Kıtalar Atlası

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere , daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

İhsan Oktay Anar

Hanauma Bay, Oahu, Hawaii

Hanauma Bay, Oahu, Hawaii

19 Tem 2014

Barış Bıçakçı

Bazen sözlüklere ansiklopedilere kapılıyor, aradığım sözcüğü unutup, atlaya zıplaya bambaşka yerlere gidiyordum. Böylece paçama gerçek dünyanın çamuru bulaşmıyordu.
Испания. Кадис. 12 июля. Во время суперлуния. (REUTERS/Jon Nazca)
Jon Nazca

17 Tem 2014

City of Dis


In Dante Alighieri's The Divine Comedy, the City of Dis (in Italian, la città ch'ha nome Dite, "the city whose name is Dis")encompasses the sixth through the ninth circles of Hell. The most serious sins, those associated with violence and fraud, are punished here.


Gömülü resim için kalıcı bağlantı



15 Tem 2014

Offret

Hepimiz bir şey bekleriz. Mesela ben, hayatım boyunca birşeyler bekleyip durdum, bütün hayatım boyunca sanki tren istasyonunda bekler gibiydim, bütün zaman boyunca sanki yaşadığım hayat gerçek değildi de bir tür bekleyişti.
Amerikanvari hazırlanmış ıstakozu sevip sevmemekte özgürüm, ama insanları sevmiyorsam bir zavallıyım ve gün ışığında bana yer yok.

Jean-Paul Sartre

Sabahattin Ali

Ben de, bu zavallıları dinledikçe, hallerine baktıkça, uğrunda savaştığım hakikatlere daha çok inanıyor, ahmaklığın, geriliğin ve namuzsuzluğun bir gün nasıl olsa yenileceğine daha çok güveniyordum. Yalnız, zayıf olmamak ve dövüşmekten yılmamak lazımdı.
Kendimi daima avucumun içinde bulundurmak için, dediğim gibi, adeta dervişçe bir irade denemesi, bir çile tecrübesi yapıyordum. Bilirsiniz, böyle yerlerde beklemek, her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır. Bir kapının önünde, bir hücrede, neden olduğunu bilmeden beklemek. Kafanıza dolmak isteyen türlü ihtimallerle zaman zaman yüreğinizin çarpıntısı artarak beklemek. Ben kendimi buna bile alıştırmıştım. Beynimi beyaz bir kağıt gibi bomboş hale getirebiliyor, ruhsuz bir et yığını gibi, hayret verici bir duygusuzlık, bir çeşit aptallık hali içinde, zamanın geçtiğini anlamadan bekliyordum.

11 Tem 2014

Her emelin, her gayenin büyüklüğünü ve güzelliğini anlıyorsun fakat hiçbir emelin ve gayen yok; bir çocuk saflığıyla en basit yalanlara inanabilirsin fakat hiçbir şeye iman etmiyorsun

Peyami Safa

8 Tem 2014

Emile Claus , Morgentau 1901

Emile Claus - Morgentau

Romain Rolland

Dünya az bir hakikat ve çok yalanla beslenir. insan zihni kısırdır; saf hakikatle güç bağdaşır; dininin, ahlakının, politikasının, şairlerinin, sanatçılarının bunu bir yalana bürünerek vermeleri gerekir ona. Bu yalan, her ırka göre değişir; işte ulusların anlaşmasını güçleştiren, karşılıklı olarak birbirlerini hor görmelerini kolaylaştıran da budur…hakikat herkes için bir ama yalanları ayrıdır.

7 Tem 2014

Ali Lidar

Wittegenstein, "Üzerinde konuşamayacağın şey hakkında sus" dedi. Beceremedim. Sokrates, "Kendini tanı!",dedi. Tanıyamadım. Annem, "Allah akıl fikir versin", dedi. Vermedi Allah akıl fikir. Ortasını zorladığım ömrümün arkada kalan kısmına bakınca tek bir şey görüyorum sislerin ardında. Şikayet... Kime mi? Orhan Gencebay'ın dediği gibi. "Şikayetim yaradana..."

6 Tem 2014

Her şeyin zamanı ve gök altında olan her işin vakti vardır. Doğmanın vakti, ölmenin vakti, aramanın, bulmanın, yitirmenin vakti vardır. Allah yükleyecek, biz taşıyacağız.

Kemal Tahir

1968


3 Tem 2014

Usturlab


Bir Astrolabe Ya da Türkçe Usturlab..Çok eski Bilim Adamları aynı zamanda Astronomdular.. Fakat Astroloji de bilirlerdi.. Hemen hepsi gökyüzündeki değişimleri Astrolabe denilen alet ile gözlemlerdi..O dönemde bilinen, Ay ve Güneş de dahil 7 gezegen, Burçlar kuşağı ve Ay Menzillerini gösterir bir Astrolabe. Türk-İran tarzında yapılmış..Ara bölümlerde Çintemani Ya da bizim Ant sembolü yani üç benek simgesi var. Motifin üzerinde Hilal var..
ytellioglu
Sandalye olmayı düşlememişti çam ağacı..

Selçuk Yamen

Heinrich Böll

Yakında.. Yakında.. Yakında, ama ne zaman? Dehşet verici bir sözdü yakında. Yakında bir saniye içinde olabilir, yakında bir yıl sonra olabilirdi. Yakında dehşet veren bir söz. Bu yakında, geleceği sıkıştırıp eziyor, onu küçültüyor, kesin bir şey yok, hiçbir şey yok kesin olan, tam bir güvensizlik. Hem hiçbir şey değil, hem de her şey yakında.
coffeenuts:

ardenwray:Treehouse morning - Atlanta, GA

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.

Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.



Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.

Eğitimde 30 Yıl...

Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.

GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.



GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.

GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!

Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.



Uluslararası Denklik ve Tanınma

Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.



Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.

GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor



4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.

Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!



Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulumalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.

Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican
Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Tem 2014

Nic Pizzolatto

Zaman düz bir çemberdir. Yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar, tekrar ve tekrar. Sonsuza kadar.


Tell the Wolves I’m Home

Hayır, hayır. Yalnızca dünyanın en mutsuz insanları sonsuza dek yaşamak ister, çünkü hayatları boyunca istedikleri hiçbir şeyi yapamadıklarını düşünürler. Yeterince zamanları olmadığını, hayattan paylarına düşeni alamadıklarını hissederler.

Carol Brunt

28 Haz 2014

23 Haz 2014

Bitkiler gidemezler, tırmanabilirler ama köklerinden toprağa sabitlenmişlerdir. Hayvanlar ise, göçleri de dahil kendi "ekosistem"lerine bağımlıdırlar. Sadece insanlar gidebilir, sadece insanlar dönüşsüz olarak terk
edebilirler.

J. L. Nancy

İzmit

      10.02.2014  08.55.38
Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem;
Haberim olmasa hiç perşembeden, pazartesiden…

Turgut Uyar
Akşamdan başka kimsesi olmayanın yüzünde hüznün firesi olmaz.

Mustafa Demircioğlu

20 Haz 2014

Ah'lar Ağacı

ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi
tırnaklarıyla düzeltemiyor insan

 Didem Madak

17 Haz 2014

Denizi öylesine severdi. Gider çakıllara uzanır, denizin yüzünde gerinir, sularda kulaç atar, kumlarda yatardı sere serpe. Yaşamak demek, yazsa denize gitmek, kışsa deniz aylarını beklemekti ona göre.

Bilge Karasu

Chandra Mohan Jain

Eğer tümüyle yalnız olabilirseniz, sadece bir an bile yalnız olabilirseniz, ego ölür, “ben” ölür. Patlarsınız ve yok olursunuz. Ego yalnız kalamaz, yalnızca başkaları ile ilişkisi aracılığıyla var olabilir. Yalnız olduğunuzda ise bir mucize gerçekleşir. Ego zayıflar. Artık varlığını daha fazla sürdüremez. Yani yalnız olabilme yürekliliğini gösterdiğinizde yavaş yavaş egosuz hale gelirsiniz.

14 Haz 2014

Tezer Özlü

Yorgun bir şehir bu beden, küf kokulu demirlediğim liman. Kaçıyorum artık samimiyetsiz seslerden, kaçıyorum nasılsın cümlesine çöreklenen ihanetlerden, duydum ki diye başlayan cümleler uğramıyor hiç kalbime, kulaklarımdan uğurluyorum.

13 Haz 2014

Johan Krouthén(1858 - 1932)

poboh:

Reading women in summer landscape, Johan Krouthén. Swedish (1858 - 1932)

Oğuz Atay

Üzülme Turgut, bunu karşındaki bilmiyor Turgut, biraz gülümse Turgut, anlıyormuş gibi bak Turgut; kimse o kadar akıllı değildir, kimse seninle korktuğun kadar ilgili değildir.
Gelecek kimsenin umrunda olmayan, ilgisiz bir boşluktur, geçmiş ise yaşam doludur, kızdırır, başkaldırtır, yaralar, o kadar ki bu yüzden onu yok etmek ya da yeniden yaratmak isteriz. Geleceğe egemen olmak istenilmesinin nedeni, geçmişi değiştirecek güce sahip olmaktan başka bir şey değildir.

Milan Kundera

Jesús Cisneros -Vuelo de voces

Jesús Cisneros “Vuelo de voces”

9 Haz 2014

Best of All Times

Scarborough Fair, Simon and Garfunkel (1966)


April Come She Will, Simon and Garfunkel (1966)

Hard to Say I am Sorry,Chicago (1982)

Drive, The Cars (1984)

Wonderful Life, Black (1987)

Stop,Sam Brown (1988)

Losing my Religion, REM (1991)


Karma Police,Radiohead (1997)


Someone Like You,Adele (2011)

4 Haz 2014

Bir türlü sonuna gidemiyorduk rüyalarımızın. Korkuyorduk. korkuyordum. Hayallerinde bile korkar mı insan? Hayallerinde bile kadınlar, insanı azarlar mı? Hayallerine bile hükmedemez mi insan? Böyle yerleri atlıyordum, neyse; bazı ayrıntılara girmiyordum. Oysa, ayrıntılara inilmezse sonuca nasıl ulaşılabilir? Hiçbir yere ulaşamıyordum.

Oğuz Atay
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu

İsmet Özel

04062014


3 Haz 2014

   

Morrissey

    
Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.

Cahit Zarifoğlu

2 Haz 2014

Puslu Kıtalar Atlası

Kendi kendine, “Düş görüyorum” dedi, “Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim? Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın, beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.

İhsan Oktay Anar