Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor..
10 Eyl 2012
9 Eyl 2012
5 Eyl 2012
4 Eyl 2012
2 Eyl 2012
Seyahatname;Verona,İtalya
Ponte Pietra - Verona 1999
Po ovasında yer alan şehir, İtalya’nın en büyük sanayi, ticaret ve moda merkezi olan Milano ile Venedik arasında yer alıyor.Tarihi MÖ 4.yy dayanan Romalıların eserler bıraktığı ve bu eserlerin halen o dönemdeymiş gibi korunduğu mermer ve Arnavut kaldırımlı sokakları, şık mağazaları ve şık giyimli insanlarıyla, restoran ve kafeleriyle hoş zengin bir İtalya şehri. Shakespeare'in meşhur Romeo ve Juliet hikayesinin yaşandığı şehir Verona. Şehirdeki Juliet’in balkonlu evi turistlerin ilgi odağı.
Po ovasında yer alan şehir, İtalya’nın en büyük sanayi, ticaret ve moda merkezi olan Milano ile Venedik arasında yer alıyor.Tarihi MÖ 4.yy dayanan Romalıların eserler bıraktığı ve bu eserlerin halen o dönemdeymiş gibi korunduğu mermer ve Arnavut kaldırımlı sokakları, şık mağazaları ve şık giyimli insanlarıyla, restoran ve kafeleriyle hoş zengin bir İtalya şehri. Shakespeare'in meşhur Romeo ve Juliet hikayesinin yaşandığı şehir Verona. Şehirdeki Juliet’in balkonlu evi turistlerin ilgi odağı.
1 Eyl 2012
31 Ağu 2012
Yaşama Uğraşı
Bir şey sona ermek üzere. Oturmuş sigaranı tüttürürken, içini kemiren, seni tedirgin eden bir şey olduğunu seziyorsun.
Gündelik hayatın dertleri mi seni korkutan? Hayır.
Seni korkutan içindeki boşluk.
Cesare Pavese
30 Ağu 2012
29 Ağu 2012
27 Ağu 2012
26 Ağu 2012
Pieter Bruegel - 1559
Hollanda Deyimleri
Bruegel bu resimde 40 tane Hollanda deyimini resmetmiştir.
Bruegel bu resimde 40 tane Hollanda deyimini resmetmiştir.
(Sağ Orta)(Een aal bij de staart hebben)Yılanbalığını kuyruğundan tutmak: Çok zor bir iş üstlenmek
(Sağ Alt)(Niet van het ene brood tot het andere weten te geraken) Bir somundan diğerine ulaşamamak : Yokluk içinde yaşamak
Simone De Beauvoir
Birisi bana seyahat etmek neye yarar, insan kendisini hiç terketmiyor ki demişti.
24 Ağu 2012
Susunca
Susunca kelimeler cambazlığını kaybeder. Susunca kasıntısız olur insan, dış dünyadan gelen sürtüşmelerden biraz uzaklaşır, kendini bulur, doğanın sessiz müziği ile dolar içi. Tek başına susuş olduğu gibi ikili susuşlar vardır. Anlaş(ıl)an iki insanın güneş batışı sırasında ya da bir ocak başında yan yana susuşu bazen sütunlar dolusu laftan daha veciz bir iç konuşma sağlar. Zaten ben büyük şeylerin susularak daha iyi ifade edileceğine inananlardanım. Konuşma ister istemez, bir şeyleri kısıtlamak, sınırlamak, indirgemek değil midir? Susuşta sonsuza açılan bir pencere vardır. Onu lafla bozmanın âlemi var mı?
Haldun Taner
Bir armağan, bir mucize olduğu söylenen şu hayatın saçma sapan bir şekilde bitebileceğinden korktum hep. İçimde böyle bir korku varken de hayatın tam da bu şekilde, yani saçma sapan bir şekilde sürdüğünü anlamadım. Asıl bundan korkman gerektiğini anlamadım.
Barış Bıçakçı, Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Barış Bıçakçı, Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
22 Ağu 2012
Seyahatname;Salzburg,Avusturya
Salzburg
Adını aldığı Salzch nehrinin iki kenarında kurulmuş ve bugüne kadar oldukça iyi korunmuş bir Orta Avrupa kenti olan Salzburg, tarihi ve doğal güzellikleri kadar Mozart’ın doğum yeri olarak da çok sayıda turist çekiyor.
12 Ağu 2012
Paul Auster
-Neden mutsuzsun dedi.
-Mutsuz değil beceriksizim, dedim.
Sizin gibi mutlu olduğumu sanmayı beceremiyorum; hepsi bu.
Seyahatname, Fatima-Portekiz
Fatima
Günümüzde Avrupa'da hac maksadıyla en çok ziyaret edilen yer Güney Fransa'daki Lourdes'dur. Tıbbın tedavi edemediği hastalıkları nehrin kenarında yapılmış özel banyoları ile iyileştirdiğine inanılan bu yeri yılda yaklaşık 5 milyon kişi ziyaret etmektedir. İkinci sırayı, yılda 4 milyon kişiyle Portekiz'deki Fatima almaktadır.
Portekiz'in Fatima köyünde 13 Temmuz 1917 tarihinde üç çoban çocuğa göründüğü iddia edilen Meryem Ana'nın verdiği üç sırdan sonuncusu gizemini halen korumaktadır
Portekiz'in Fatima köyünde 13 Temmuz 1917 tarihinde üç çoban çocuğa göründüğü iddia edilen Meryem Ana'nın verdiği üç sırdan sonuncusu gizemini halen korumaktadır
Gabriel Garcia Marquez, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok
"Acil bir mektup bekliyorum.” dedi. “Uçakla.”
Posta şefi küçük bölmelere baktı. Okumayı bitirince mektupları ait oldukları kutuya koydu ama bir şey söylemedi. Elindeki tozu silkti ve albaya anlamlı bir bakış fırlattı.
“Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu.” dedi albay.
Posta şefi omuzlarını silkti “Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay.”
Korkuyu Beklerken
Ben de üç yıl dört ay önce acılaştım, huysuzlaştım, hiçbir şeyi beğenmez oldum; …insanları sevemeyeceğimi anlayınca uzaklara gittim, kimse beni bulamasın diye. onlar da beni ciddiye aldılar, gelmediler…
Oğuz Atay
10 Ağu 2012
9 Ağu 2012
Sabahattin Ali
Bitmiyor, sadece bazen ‘belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede’ geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla..
5 Ağu 2012
Oğuz Atay
Öyleyse, ben de hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım..
Herkes istediği kadar koşsun..
Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur..
31 Tem 2012
30 Tem 2012
29 Tem 2012
Sabahattin Ali
Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Hava sıkıcı ve manasızdır. Ya fazla sıcak, ya fazla soğuk, ya fazla yağmurludur. Gelip geçenler suratına salak salak bakarlar ve on para etmez işlerin peşinde, bir tutam otun arkasında koşan keçiler gibi dilleri bir karış dışarı fırlayarak dolaşırlar. Aklını başına derleyip bu pis ruh haletini tahlil etmek istersin. İnsan ruhunun çözülmez düğümleri bir muamma gibi önüne serilir.
İçimizdeki Şeytan
27 Haz 2012
24 Haz 2012
Simon Kozhin
Kupala Gecesi'nde Ukrayna,Polonya,Belarus ve Rusya'da kızlar mumla ışıklandırılmış çiçekleri nehirlere bırakır ve nehrin akış şeklinden kısmetlerini okumaya çalışırlar. Erkekler çiçeği suya bırakan kızın dikkatini çekmek için çelenkleri yakalamayı dener.
Vedasız Perşembe
Aslında sana anlatacak çok şeyim vardı ama sesimi hangi kutuya koyduğumu unuttum.
Onur Köybaşı
Onur Köybaşı
20 Haz 2012
19 Haz 2012
18 Haz 2012
16 Haz 2012
Eğleniyorlardı. Yaşıyorlardı. Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?
Sabahattin Ali
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








.jpg)










.jpg)

.jpg)







,+Water+Lilies,+1979-80.+Oil+on+canvas.jpg)












,+hieronymous+bosch.png)


